30 Mayıs 2007

Gökçeciğimin dünyaya gelişinin 28. yılı kutlamaları

Bir kutlama da bizde var :)
DOĞUMGÜNÜN KUTLU OLSUN GÖKÇECİĞİM. Bu blog senin yemeklerinle ve yardımlarınla da şenleniyor. Sen çok yaşa... Bugünlük senin doğumgünün ve tembelliği hakediyorsun. Sana Garfield yaşam felsefesini hediye ediyorum canımm :)

"İstanbul'un Fethi"nin 554. yıl kutlamaları

Lütfen sevgili Müge'nin sayfasını ziyaret edin. Tıklayınız.
Müge'nin eşi provaları fotoğraflamış, gerçekten harika. Ben gidemedim ama iş yerinden bir arkadaşım gitmiş harika olduğunu söyledi.

Fırında somon ve baharatlı patatesler


Dün akşam en sonunda iki aydır hayalini kurduğum somon balığını pişirdim. Bir türlü denk gelmiyordu. Somon balığını restoranlarda birkaç kez yemiş ve çok beğenmiştim. Nişantaşı'nda ve İkea restoranında yediklerimin hala tadı damağımda. Hatta İkea'nın sos tarifini bulmak için internette az dolaşmadım. Daha sonra Metro markette bir Cuma günü öğle arasında balık reyonuna uğramam ve iş çıkışı tekrar uğrayıp somon almaya niyetlenmem; o saate kadar somonların bitmesi ve sonrasında da bir türlü pişirmeye fırsat bulamamam ile olaylar gelişti.
Dün enginar almak için Migros'a uğradığımda balık reyonunda gözgöze geldik. Gerçi somonun belden aşağısı kalmıştı ama neyse :)) Hemen iki dilim hazırlattık. Birisi kocişe birisi de bana. İşten çıkışımız 19:30'u eve gelişimiz de 20:30'u bulduğundan, sonrasında da alışveriş torbalarını boşalt, balkon keyfine niyetlenip balkonu yıka derken saatin dokuzu geçmesi sebebiyle en pratik tarifi uygulamaya çalıştık. Canım da bana çok yardımcı oldu sağolsun.
İlk niyetim size enginarları hazırlayıp sunmak olduğundan ondan da geri kalmamam gerekiyordu ve bu durumda da yardıma ihtiyacım vardı. Enginar tarifleri sonra...

Tarifimiz çok basit. 2 dilim somonu çok az yağladığınız borcama yerleştiriyorsunuz. Tuzunu ayarlayıp 3-4 çarliston biberi doğrayarak üzerine dağırıyorsunuz. Her bir somonun üzerine bir dilim limon yerleştiriyorsunuz. Çok az su gezdirip (yarım çay bardağı kadar) borcamın üzerini aluminyum folyo ile kaplayıp 180 derecede önceden ısıttığınız fırına koyuyorsunuz. İlk 15 dakikadan sonra 200 dereceye getirip 5 dakika kadar daha tutuyorsunuz. Pamuk gibi balığınız hazır... (İlave Not: ben unuttum ama siz limon dilimlerinin altında bir tane de defne yaprağı koymayı unutmayın)

Balığınız pişerken de 5 adet ince kabuklu patatesi haşlıyorsunuz. Bıçak batırdığınızda tam göbek kısmına doğru bıçak hafif zor batıyor hale geldiğinde ocaktan alıyorsunuz ve dörde bölüyorsunuz.Teflon tavaya biraz yağ koyup, patatesleri ekliyorsunuz. Üzerine kırmızı biber, kekik, tuz ve az karabiber serpip ocağa koyuyorsunuz. Sürekli karıştırarak patateslerin her yönünün kızarmasını sağlıyorsunuz. Balığın yanında nefis bir lezzet.

Bu arada Nişantaşı'nda yediğim somonun yanında da patates püre vardı ve taze soğanla pişirmişlerdi. Çok lezzetliydi. Onu da en kısa zamanda deneyeceğim, size de tavsiye ediyorum.
Sevgiler
...
Somonun faydaları:
Somon balığının her derde deva bir çok faydası vardır,kısaca özetlemek gerekirse;
-Somon balığının çok besleyici ve lezzetli sindirimi de kolay olan bir havyar’ı(yumurtası)
-Yine sindirimi çok kolay olan,özellikle fileto olarak pişirilen, çok hafif bir eti
-Kalp damar sertliğine çok iyi gelen,Omega3 ve Omega6,yağları içeren bir yağı vardır.
Balıkta bulunan yağ asitleri Omega 3 ve Omega 6, kalp damar hastalıklarına karşı koruyor, kan şekerini düzenliyor. Depresyon, kanser, yüksek tansiyon ve kolestrole de olumlu etki yapıyor. Uzmanlar haftada 2-3 kez balık tüketmeyi öneriyor.
Omega yağ asitlerince zengin balıklar: Uskumru, tuna, morina, somon, sardalya, ton balığı, hamsi, ringa balığı, lüfer, kılıç balığı, istavrit ve palamut. Protein, A,B,D,E ve K vitaminleri, kalsiyum, magnezyum, demir, selenyum ve fosfor gibi insan vücudu için gerekli vitamin ve mineraller içeren balıkta doymamış yağ asidi doymuş yağ asidine oranla daha fazla. Omega 3 doymamış yağ asidi, bebeklik ve çocukluk çağında sinir sistemi ve beynin gelişmesine yardımcı olurken ileri yaşlarda da genel sağlığın korunması açısından önem taşıyor.
Omega 3'ün zengin olarak bulunduğu diğer besinler: yeşil yapraklı sebzeler özellikle semizotu, ceviz, fındık, soya yağı, kanola yağı, badem, avokado.
Ayçiçeği, soya, mısır, tahıl, kuşüzümü ve bitkisel sıvı yağlarda ise Omega 6 zengin olarak bulunuyor.
(Kaynak: )

25 Mayıs 2007

Bol Mineralli Buğday Unlu Ekmek Tarifleri

Haftasonu iki farklı ekmek tarifi denedim. Bana bu ilk denememde sevgili arkadaşım Gökçe yardımcı oldu. Hamur yoğurmak gerçekten de zor işmiş :). İki kişilik kas gücüyle iki ekmeği hazırladık.


İlki sevgili misss Zerrin'in tarifiydi. Tarife buradan ulaşabilirsiniz. Ekmekteki patatesler gözle görünmese de lezzet ve yumuşaklık katmıştı. Ruşeymli unun verdiği lezzet de cabası... Üzerine sürülen yumurta sarısı sayesinde de kabuğu nar gibi kızardı. Teşekkürler bu Misss kokulu ekmek için Zerrincim. Herkes senin tarifini daha çok beğendi ;)

Diğer ekmeği ise Söke'nin tam buğday unu karışımını kullanarak cevizli ve zeytinli olarak hazırladık. Kaba kepek ve özünü içeren tam buğday unu karışımı içerdiği doğal buğday lifleri sayesinde sindirimi kolaylaştırıyor, standart buğday ununa göre daha fazla mineral ve vitamin içeriyor.

Öncelikle 1 paket Söke un karışımına 1 dolu yemek kaşığı kuru maya ve 1 tatlı kaşığı tuz ekleyip karıştırın. Bu karışımın ortasını çukurlaştırıp 1cup su ekleyin (1 cup = 236 ml) ve yoğurun. Daha sonra 1 yemek kaşığı zeytinyağı ve 1/2 cup daha su ekleyin ve yoğurmaya devam edin . Yaklaşık 10 dakika yoğurduktan sonra üzerini örterek 10 dakika dinlenmeye bırakın. Bu arada 1 su bardağı yeşil-siyah zeytin ve istediğiniz kadar (ben yarım su bardağından biraz fazla koydum) kıyılmış cevizi hazırlayın. Beklemenin ardından hamuru yassılaştırarak yayın ve üzerine zeytin ve ceviz karışımını döküp yoğurmaya devam edin. Yaklaşık 5-10 dakika daha yoğurduktan sonra yağladığınız tepsinize hamuru şekil vererek yerleştirin. 190 dereceye fırınınızı ayarlayın ve fırın ısınana kadar ekmek hamurunuzu tepside dinlendirin. Isıtılmış fırına tepsinizi yerleştirin. İlk 10 dakika sonunda ısıyı 170 dereceye düşürün ve yaklaşık 25-30 dakika daha pişirin. Ek bilgi:İçinde zeytin bulunduğundan, patatesli ekmeğe göre daha hızlı tüketmeniz gerekecektir. Afiyet olsun.

Biraz da buğday ve ruşeym hakkında bilgilenelim:
Ruşeym (wheat germ) buğdayın özü demek. Bu bilinen buğday taneciğinin en tepesindeki 'cücük'tür. Buğdayın iç bölümünden oluşur. Tepesindeki o küçücük hayat kaynağı, bitki oluşmasını sağlayan ruşeym'dir.Buğday ruşeymi, tanenin filizlendiği bölgedir. Muhteviyatında yüksek miktarda A,E ve B1 vitamini, lesitin, esansiyel yağ asitleri ve proteinler ile minerallerden çinko, manganez ve krom bulunmaktadır. Döllenmeden sonra oluşan tohumda bitki embriyosu ile beraber besin deposu bulunur. Embriyo, bitkinin küçük bir kopyasını içinde barındırır. Besin deposu ise, bitki kendi besinini üretebilecek hale gelene kadar embriyonun büyümesini sağlayacaktır. Döllenmeden sonra tohum oluşurken bitki türüne göre nişasta ve protein ile birlikte şeker ve yağ da tohumla birlikte besin olarak depolanır. Nişasta tohum için gerekli olan enerji kaynağını sağlar. Depolanmış proteinler de bitki açısından önemli olan diğer proteinleri inşa etmek için embriyonun ihtiyaç duyacağı aminoasitleri sağlayacaktır. Buğdaydaki toplam proteinin yaklaşık % 8’ini içeren ruşeymin protein miktarı % 30 civarındadır.

Buğday ruşeymi tüm tanenin % 2-3’ünü oluşturur ve gıdalarda, kozmetikte aranan bir üründür. Gıda kullanımına uygun olan ruşeym oranı en fazla % 0,5’tir. Geleneksel bir değirmen sisteminde ruşeym, kepek azaltma pasajlarında elde edilir.

İçinde vücut için gerekli besin öğelerinin bir çoğunu yüksek miktarda içeren buğday ruşeymi, değerli bir maddedir. Bu maddenin % 15 oranında ekmeğe ilave edilmesi ile besin değeri yüksek, oldukça lezzetli ve iç yapısı homojen bir ekmek elde edilmiştir. Bu ekmeğin yeni bir çeşit ekmek olarak piyasaya sunulması, yeterli ve dengeli beslenme konusunda tüketiciye bir katkı olmuştur.
Buğday üç bölümden oluşur.
1- Ruşeym -buğday tanesinin en tepesindeki cücük
2- Kepek
3- Ruşeymin altında bulunan, tohum çimlenirken ruşeyme hayat veren gövde kısmı.

Buğday olduğu gibi öğütüldüğünde bunlar bütünüyle un oluyor. Tam buğdayın içinde;
1- E vitamini
2- Omega 3 ve 6 yağ asitleri
3- Protein
4- Karbonhidrat
5- Zengin vitamin ve mineraller
6- Lif var.

Gelin bunların ne işe yaradığına bakalım:
E vitamini: En güçlü antioksidan-lardan. Hücre yapısının bozulmasını engelliyor, yani kansere karşı koruyor. Cildi korur, güzelleştirir. Kanın damar içinde pıhtılaşmasını önler, böylece damar sertliği ve tıkanmalarını engeller.
Omega 3 yağ asitleri: Kolesterolü düşürmede etkili, metabolizmayı hızlandırır, hormonlarımızın yapımında kullanılır, kavrayış, algılama gücünü artırır.
Omega 6 yağ asitleri: Cilt kuruluğunu giderir, kadınlarda adet dönemimin daha rahat geçmesini sağlar.Bu yağlara iyileştirici yağlar da diyoruz. Bunlar beyin-sinir sistemi, bağışıklık sistemi, kalp-damarlar ve cilt için hayati değer taşırlar.
Protein: Kas-kemik, tırnak-saçlarımızın güçlü olması, hormonlarımızın yapımı, vücudu hastalıklara karşı korumak için mutlaka düzenli olarak almamız gereken bir besin maddesi.
Karbonhidrat: Sağlıklı bir beslenme biçiminde yediklerimizin yüzde 50'sinin karbonhidrat ağırlıklı olması gerekiyor.
Vitamin ve mineraller: Vücutta özel biyokimyasal reaksiyonlar için gerekli maddelerdir.
Lif: Bitkilerin hücre duvarında bulunan bir tür kabonhidrat türü. Kan yağlarını düşürmede, kilo vermede, şeker hastalığından korunmada, sindirim sistemi kanserlerinden korunmada önemli.Besleyici kısmı ayrılıyor.

Beyaz ekmeği yapmak için un rafine ediliyor, unun beyaz olmasını önleyen buğday kepeği ve ruşeym ayrılıyor, buğdayın sadece dolgu kısmı olan gövdesi öğütülüyor. Yani beyaz un üretmek için buğday tanesinin içinden buğday özü ruşeym ile kepek ayrılıyor. Asıl besleyici kısım ise çıkarılan buğday özü ve kepekte bulunuyor. Kar beyazı, yumuşak, yedikçe yedirten beyaz ekmek aslında kof; vitamin-mineral-besin açısından çok fakir bir ekmek.Kısacası buğday beyaz un elde etmek için rafine edilirken içindeki besin maddelerinin çoğunu kaybediyor.Sonuç: Beyaz undan yapılan sünger ekmek sadece açlık duygusunu bastırıyor, ama beslemiyor. Temel gıda maddesi olan ekmekten alınması gereken enerjiyi, besinleri, vitamin ve mineraller alınmamış oluyor.
(Kaynak: İstanbul Halk Ekmek , Vatan Gazetesi)

23 Mayıs 2007

Keyifli bir balkon, Tavuklu Bezelye ve Etli Enginar

Haftasonu ekmek denemelerim, arkadaşlarımla yaptığım keyifli kahvaltı sohbetleri dışında balkonumuzu güzelleştirmekle de zaman geçirdim. Cumartesi günü sevgili Serpil halam ile Bahçelievler serasından sakız sardunya, Koçtaş'tan toprak, saksı ve onbir ay çiçeği aldıktan sonra halamın sevgi ve emeği ile çiçeklerimizi diktik. Artık balkonda daha uzun oturasım geliyor, çiçeklerime baktıkça daha çok keyif alıyorum. Bu keyfi sizlerle de paylaşmak istedim.

Ayrıca iki lezzetli ve çok kolay yemek hazırladım. Yine düdüklü tencerelerim sayesinde çok pratik yemekler yapmış oldum.

TAVUKLU BEZELYE
Kansızlığı gideren ve pekliği geçiren taze bezelyenin, kan kanserine karşı koruyucu etkisi olduğunu ifade eden uzmanlar, gıda değeri ve insana zarar vermeme bakımından fasulyeden daha üstün olduğunu savunuyor. (Kaynak: ntvmsnbc)

Baklagil sebzeleri içinde yer alan bezelye insan beslenmesinde oldukça büyük bir öneme sahiptir. Protein ve karbonhidrat içeriği bakımından zengin olan bu sebze özellikle A,B ve D vitaminlerince zengindir. Bir çok çeşidi vardır. Bunlardan bazısı bodur olup 30-40 cm boylanarak yeşil yapraklarıyla toprağa yayılıp zemini örter. Sırık bezelyesi denilen diğer çeşidi gövdesinden çıkardığı sülüklerle yüksek boylu ne bulursa ona tutunan tırmanıcı bitkilerdir. Bunların hereklerle desteklenmesi gerekir. Bezelye çeşitlerinden bazılarının yalnızca taneleri yenir. Bazıları da kabuklarıyla birlikte yenilir. (Kaynak: Burdur İl Tarım Müd.)

yarım kg bezelye,
400 gr kuşbaşı doğranmış tavuk
1 adet havuç
2 adet orta boy patates
1 adet kuru soğan

Soğan ve tavuğu az yağda kavurun. Bu arada patatesleri ve havucu soyup küp küp doğrayın. Tavuklar biraz pişip soğan da öldükten sonra diğer tüm malzemeyi ilave edin. 1 su bardağı kadar salçalı su hazırlayın. Tuzunu ve karabiberini ayarladığınız yemeğe salçalı suyu da ilave edin. Düdüklüde altını kıstıktan sonra 5 dakika pişirin. Benimki daha çok bezelyeli tavuk oldu. Hangi malzemeyi daha çok seviyorsanız onun miktarını arttırabilirsiniz.

ETLİ ENGİNAR
Enginar mevsimi geldiğinden daha ilk yaptığım enginar yemeği bitmeden yenisini yapıyorum. Çok seviyorum enginarı. Enginar hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz. Aslında kocimikcim enginar sevmediğinden bu şekilde iki çeşit yemek yapıldı. Ona çok sevdiği bezelye bana da enginar. Bu arada önümüzdeki kışa hazırlık olarak haftasonu 5 kg bezelye alıp ayıkladım ve buzluğa attım.

Düdüklünüzün tabanına zeytinyağı döküp 6 adet enginarı dizin. Ben evde bonfile olduğundan 7-8 adet bonfileyi kuş başı doğradım. Doğranmış etleri enginarların içlerine yerleştirin. Tuz ve karabiberini ayarlayın. Üzerine dilediğiniz kadar (ben bir demet koydum) kıyılmış dereotunu yayın. Enginarların hizasına gelecek kadar su ile domates suyu ya da salçayı karıştırın. Dereotlarının üzerinden suyu gezdirin. Düdüklüde altını kıstıktan sonra 8 dakika pişirin.
Benim enginarlarım çok küçük ve narin değildi. O yüzden çiğden koyarak bu kadar süre pişirmek uygun geldi. Daha narin ve ufak enginar ile bu tarifi yapacaksanız, enginarların dağılmaması için etleri önceden biraz haşlayın ve düdüklüde sadece 3-4 dakika pişirin.

Afiyet olsun.