12 Temmuz 2007

Saklı Lezzet - Milföy, antrikot ve mantarın mükemmel uyumu





Öncelikle bir teşekkür...





Sevgili Papatya bana önceden bir gazetenin verdiği çocuk tarifleri ekini yolladı. Oyalama Kağıdı'ndaki tariflerime katkısından dolayı ona çok teşekkür ediyor ve öpücüklere boğuyorum. Bu yemek senin için canımmm..






Dün akşam sanırım deliliğim üstümdeydi :). Saat 8.00 itibariyle marketteydim ve 9.00 itibariyle de yemeği hazırlamaya başlamıştım. Antrikotu düdüklüde pişirmeme rağmen 20 dakikada tam pişmesi ve tarifi ilk kez uyguluyor olmamdan dolayı tam herşey hazırken mantarı da sote etmem gerektiğini farketmemle birlikte sofraya oturmamız 11.00'i buldu. Biz de gecenin o saati yemek yiyen bize deli demesinler diye balkonun ışığını yakmadan inek mumlarımız eşliğinde yemek yedik. Zahmete değmedi mi? DEĞDİ. Neyseki yorulduğumu farketmiyorum. Hatta üstüne bir de oturup kurabiye yapacaktım ama kociş 'hey dur bakalım' dedi ve kendime geldim :))

Bu yemeği ilk kez teyzemde yemiştim. Sonraki her gidişimde menüde istediklerim arasında vazgeçilmezlerden oldu. Harika bir tat. Bakmayın benim anlatışıma yapımı da hiç zor değil. Tarifi aşağıda veriyorum. Teyzoşcuğum senin de ellerine sağlık...

Malzemeler:
1kg antrikot (dilimlenmiş)
400 gr mantar
1.5 paket Bahçıvan dil peyniri
0.5 paket Bahçıvan taze kaşar (küçük paket olan)
4 yaprak milföy
Karabiber - tuz
3 domates
3 çarliston biber (ya da 1 kuru soğan)
1 yumurta sarısı


Yapılışı:
Kare borcamınızı yağlayıp kenara alın.
Düdüklünüzün tabanına az yağ dökün. İlk sıra antrikot dilimlerini dizin. Domatesleri rendeleyin. Biberleri iri iri doğrayın (dilerseniz biber yerine kuru soğan da koyabilirsiniz). Etlerin üzerine domates-biber karışımının yarısını yayın. İkinci sıra antrikotları dizin ve domates-biberin kalanını ekleyin. Tuz ve karabiber ekin. Düdük çıktıktan sonra 15-20 dakika pişirin.
Bu esnada da doğradığınız mantarları az yağda sulanıp suyunu çekene kadar sote edin.

Malzemelerden temizlediğiniz etleri borcama alın ve didikleyin. Üzerine etin suyundan süzerek yarım çay bardağı kadar gezdirin. Yaydığınız didiklenmiş etin üzerine sotelenmiş mantarları yayın. Üzerine rendelenmiş dil ve kaşar peynirini ekleyin. Son olarak birleştirip yoğurarak yumru yaptığınız 4 milföy hamurunu borcamınız büyüklüğünde açın ve tüm malzemenin üzerine yerleştirip, üstüne yumurta sarısı sürün. 190 derece ısıtılmış fırında üzeri kızarana kadar pişirin.
Artan et suyu-domates ve biber ile de şehriyeli lezzetli bir çorba yapabilirsiniz.

Afiyet olsun

10 Temmuz 2007

Yardımınıza ihtiyacım var. Konu: Hamur işi

(Güncelleme: 11.07.2007 - Ravioli tarifi ve MissÇilek haberi eklenmiştir)

Bugün biraz haftasonumdan, beni mutlu edenlerden ve de başarısızlıklarımdan bahsetmek istiyorum :) Aynen resimdeki gibi, bu tarifi yaparken sanırım kötü günümdeydim... Ayrıca bir de haberim var.
Haftasonu Ayvalık tarafındaydık. Eşimin ailesinin yazlığında kaldık ve Cunda-Assos gezileri yaptık. Dijital fotoğraf makinemi götürmediğimden fotoğraf sunamıyorum sizlere ama birkaç yer tavsiyem olacak. Öncelikle Cunda adasinda Günay restoranı önereceğim. Herkesin gittiği farklı biryer vardır ve eminim Cunda'daki heryerde taze meze ve balık bulmanız mümkündür. Ama ben kendimi bildim bileli Günay'a giderim ve farklı bir yer de denemedim. İlk kez gideceklere duyurulur.
Bir de yolunuz Assos'a düşerse Edremit-Çanakkale yolundan Assos'a doğru saptıktan yaklaşık 15 dakika sonra deniz tarafında İrfan'ın yeri vardır. Ahşaptan tek kat bir bina, masaları ve deniz kıyısında da iskelesi ve şemsiyeleri ile. Karı-koca beraber işletilen bu yerde balık, patates kızartması, sigara ve avcı böreği, zeytinyağlılar bulmanız mümkün. Sıcak ve temiz bir ortam. Denizi ise mükemmel. Bu da aklınızın bir köşesinde bulunsun... İlgili fotoğrafı burada bulabilirsiniz.


















..
Beni mutlu eden ise dün Amerika'daki sevgili arkadaşım Gökçe'den gelen doğumgünü hediyem oldu. Canım doğumgünü yazımda paketin geleceğini yazmıştı ve ben de merakla bekliyordum. Cici bici hediyeler göndermiş bana. Ayaklarım üşümesin diye bir patik, jeoloji bölümünde olduğu için değerli taştan bir kolye ucu (Taşın adı nedir Gökçecim?) ve kartpostal şeklinde birkaç yemek tarifi. En kısa zamanda resimdeki tarifi deneyip huzurunuza sunacağım. Canımın içi çok teşekkürler. Beni çooook mutlu ettin. Seni seviyorum...

Şimdi de gelelim başarısızlıklarıma :) Krep deneyimimden sonra (ki o başarılı sayılırdı) hamur açma deneyimimi de atlattım ve pek de başarılı oldum denemez. Hep başarılı tarifler yazacak değilim ya :) Bu sefer de güzel ama benim henüz beceremediğim bir tarif vermek ve size akıl danışmak istiyorum. Tarif bu ayın Sofra dergisinden Elif Korkmazel'in peynirli-semizotlu ravioli tarifi. Dergide resmini görünce bayıldım ve dün işten gelince hemen yapmaya koyuldum. Ama hayatında hamur tecrübesi olmayan ben o hamuru ne yapıp ettimse ince açamadım. Sonuçta inatla hazırladım ve pişirdim ama kalın ve çiğ hamur tadı tam da geçmemiş ravioliler elde ettim. Bir de bu kalınlıktan dolayı çok uzun pişirmem gerekince iç malzemesi neredeyse eriyecek kadar pişti. Gerçi kocacım beni avutmak için midir bilinmez tadının hiç de kötü olmadığını, Balıkesir'de yapılan löklök hamuruna benzediğini ve güzel olduğunu söylese de ben kendimi başarısız gördüm. Hamur un-tuz-az su ve yumurtadan oluşuyor. Sizce neyi eksik ya da fazla koymuş olabilirim ki merdaneyle ben açmaya çalıştıkça o hamur geri toplanma eğilimi gösterdi? Fikirlerinizi bekliyorum. Blog desteği gücü aşkınaaaa....

Tarifi de aşağıda ekledim. Bu işi iyi becerenler yapsın çünkü çok güzel bir yemek.
Unu tezgaha döküp ortasını açıyorsunuz. Tuzu serpip, yumurtaları da boşluğa kırıyor ve çatalla çırpıyorsunuz. Sonra yoğurmaya başlıyorsunuz. Hamurun kıvamına göre su ekleyebilirsiniz. Hamur hazır olunca üzerini nemli bezle örtüp beklemeye alıyorsunuz.
Peynir ve semizotlarını rondodan geçirip püre kıvamına getiriyorsunuz. Bu arada sosunuzu da domatesleri rendeleyip diğer malzemeyi de ekleyerek pişiriyorsunuz. Dergidekinden farklı olarak ben domates rendeledim ve sarımsak tozu kullandım. Hamurunuzu bezelere ayırıp kalıbınızı kaplayacak büyüklükte açıyorsunuz (ben cupcake kalıbı kullandım). Kalıba ilk kat hamuru yayıp çukurlara peynirli karışımdan koyuyorsunuz(1). Üzerine çırpılmış yumurtadan sürüp ikinci kat hamuru yerleştiriyorsunuz ve merdaneyle kalıbın üstünde biraz daha açıyorsunuz(2). Sonrasında da kalıbı ters çevirip(3) raviolileri kare şeklinde kesiyorsunuz(4). Kaynamış tuzlu suda haşlıyor ve üzerine domates sosu ve yanında yoğurtla servis ediyorsunuz.

Dergideki kesilmiş ravioliye baktığımda benim hamurumun onun iki katı kalınlıkta olduğunu farkettim :) Nasıl ince açılır bu hamur? Yetenek işi midir, yoksa püf noktası var mıdır?


Bu arada bir de haber vermek istiyorum. Ben sayfasından ara verdiğini ve tariflerine Sofra'da devam edeceğini okur okumaz hemen gidip dergiyi aldım ve gerçekten de güzel tarifi ve yazısı ile karşılaştım sevgili missçilek İpek'in. Marshmallow tarifi ile çocuk kalanları sevindirmek isteyen varsa tavsiye edilir.



06 Temmuz 2007

Şeftalili Krep Pastası


Not: Fotoğraflarda kreplerim 1cm kalınlığında gibi çıkmış. Kabul ediyorum çok ince olmadılar ama kalın da değildiler :) tamamen fotoğraf azizliği... Bir de en kenarları daha ince olduğundan sarkmış ve komik bir görüntü olmuş :) Hamburger'e benzetenlere duyurulur. Haklısınız ama göz yanılgısı vallahi... Artık fikir benden daha güzelini yapmak sizden ;)
....
Bu pasta çok uzun zamandır aklımın bir köşesindeydi. Çalıştığım yerde Eurest'in yemek hizmeti verdiğinden ve Tarık Ustamızdan daha önce de bahsetmiştim. Hatta kuşkonmaz çorbası ve düğün çorbası denemelerim de onun sayesinde olmuştu. Tarık Usta birkaç ay önce bu krep pastasını çilekli olarak yaptığından bahsedip bize de denememizi tavsiye etmişti. Evvelki gün markete gittiğimde çilek aradı gözlerim ama yoktu :( ben de ne yapsam diye düşünürken baktım ki ortalık şeftali kaynıyor. Ben de kendimce tarifi hazırladım. Önce tarifi veriyorum. Daha sonra da bu ilk denememde edindiğim tecrübeleri size aktaracağım ki sizin ilk deneyiminiz daha başarılı olsun :)

Krep için:
3 yumurta
2,5 su bardağı süt
2 su bardağı un
1/2 su bardağı şeker
yarım paket vanilin

Krema için:
1/2 kg süt
3 kaşık un
3 kaşık mısır nişastası
1 çay bardağı şeker
1 çorba kaşığı katı yağ
1 şeftali

Süslemek için:
1-2 adet şeftali (ince dilim doğranmış)


Krep malzemelerinin tümünü mikser yardımıyla iyice karıştırın. Isıttığınız yağsız teflon tavaya küçük bir kepçe yardımıyla dökerek sırasıyla bütün kreplerinizi arkalı önlü pişirin. Bir tabağa alıp bekletin.

Ufak bir tencereye 1 adet şeftali doğrayın ve kullanacağınız 1 çay bardağı şekerden 1 yemek kaşığı alıp üzerine dökün. Biraz bekletip altını yakın ve sulanıp suyunu çekene kadar pişirin. Daha sonra rondo ile püre haline getirin.

Krema için yağ ve şeftali hariç tüm malzemeyi karıştırın (şekerin kalanını kullanarak) ve ocakta pişirin. Sürekli karıştırmaya özen gösterin. Kaynama zamanı geldiğinde birden koyulaşıp dip tutmaya yelteniyor. O yüzden hızlıca karıştırmanız gerekecek. Krema pişince içine önce yağı sonra da püre halindeki şeftaliyi de ekleyip mikserle çırpın.

Pasta için sırasıyla bir krep - bir tahta kaşığı krema şeklinde dizin. Tam ortaya denk gelen iki kata şeftali dilimleri de dizin. En üste kadar tamamlanan pastanızı yine şeftali ile süsleyin.

Tecrübe konuşuyor :)
1- Ben 15-20 cm çapında bir teflon kullandım. Bu sebeple de çok fazla sayıda krebim ve dağ gibi bir pastam oldu. Siz ya 25-30 cm çapında bir teflonla daha büyük çapta ama alçak bir pasta elde edin ya da malzeme miktarını yarıya düşürerek hazırlayın.
2- Krepleri olabildiğince ince pişirin. Bu sanırım tecrübeyle kazanılacak bir yetenek.
3- İsterseniz kenarını da krema ile kaplayabilirsiniz.

Haftasonunuz tatlı tadında geçsin...

04 Temmuz 2007

Lezzetli Tembel Aşı


Salı günü markete gittiğimde amacım sebze alıp yemek pişirmekti. Ama o da ne... Hiç birşey beğenemedim. Meğer yaz ne kadar da az sebzeli bir mevsimmiş :) Ya da problem marketlerde. Ben de şu yumruk büyüklüğünde olan patlıcanlardan aldım herhalde pişirecek birşeyler bulurum diye. Ne mi yaptım:

Patlıcanları(6-7 adet) soydum ve tuzlu suda beklettim ki acısı çıksın. 1 cm kalınlığında enine doğradım ve tabanını yağladığım düdüklüme iki sıra halinde dizdim. Üzerine iki adet soyulmuş domatesi halka halka doğrayıp dizdim. 3. kat olarak bir büyük kuru soğanı, 4. kat olarak yine iki adet soyulmuş domatesi halka halka doğrayıp dizdim. 5. katta yarım demet kadar iri doğranmış taze soğan vardı (ince saplar halinde). Teras katta da yarım demet dereotu keyif yapıyordu. Tabi ki katları döşerken ara ara tuzladım. Tuz dışında baharat kullanmadım. Domatesler sulu olduğundan su da eklemedim. 4-5 diş de sarımsak attım içine. Düdüğü çıkıp altını kıstıktan sonra tam 3 dakikada yemek hazırdı.

Piştikten sonra ılıkken servis yapmanızı tavsiye ediyorum. Sebze sevenler için süper bir lezzet. Yaz için de çok sağlıklı ve pratik.
Sevgiler


02 Temmuz 2007

Pazartesi Haberleri

DDD #9
DDD'de bugünkü konumuz "Birleşik kelimelerin bitişik yazılımları". Konu hakkında bilgilenmek için sevgili Sanem'e davet ediyorum sizleri...

BİR CUMARTESİ BULUŞMASI - BAKE SHOP
Cumartesi günü sevgili Müge ile birlikte Ayşem'i Bake Shop'ta ziyaret ettik. İkisi ile de ilk tanışmamdı ve çok heyecanlıydım. Müge ile Beşiktaş Kabalcı'da buluşacaktık. İçeri girdiğimde hemen Müge'yi aradım, üst kattaydı. Ben fotoğrafımı sayfamda yayınlayarak kamuya mal olmuş bir blogcu olarak haydi bakalım geliyorum, merdivendeyim, sen beni tanı dedim :). Meğerse Mügecim de pusuya yatmış beni bekliyormuş :) Arkamdan sesleniverdi. Tabi ki Kabalcı'nın sessiz ortamında çığlık atamadık ama hoş, sarılmalı, bol yanak sıkmalı bir tanışma yaşadık. Aynı yorumları gibi tatlı biri Mügeciğim. Bize de katmerli poğaça yapmış, ellerine sağlık.

Sohbet ederek Bake Shop'a doğru yolumuzu tuttuk. Yolda Müge'nin anneannesine de uğrayıp enfes bir mücverin tadına bakmayı da ihmal etmedik. Bake Shop'a önden ben girdim. Neden? Çünkü ben kamuya mal oldum :). Ayşemciğim hemen tanıdı beni... Tabi ilk başta 3 saniyelik bir bakışma süreci atlattık. Çok şeker çok.. Aynı telefonda olduğu gibi çığlıklarla karşıladı bizi. Sevgili Tütü ile de tanışma şerefine erdik. Bu arada süpriz bir şekilde 2 derken 4 blogcu oluvermiştik. Çünkü Alacarte Neslihan ve süslü kurabiyeleri de oradaydı. 1-2 saat kalacağız derken sohbetimiz saat 5'e kadar uzadı. Hatta bize sonradan şirin oğluyla Pasta Cafe Özlem ve kekleri ve blogumun baş destekçisi Gökçe de katıldı. Demeyin keyfimize... Laf lafı açtı. Herkes sabırsızlıkla sırasını bekleyerek anlattı da anlattı. Derken bir de blog dünyasının sıkı takipçisi Ebru da gelmez mi... Onu da blog açmaya ikna ettik sayılır. Çok güzel pastalar yapıyormuş laf aramızda. Bol bol yedik, fotoğraf çektik, alışveriş yaptık. Küçük, şirin bir tükkan olmuş Bake Shop. Kızlar hepinize bu keyifli gün için teşekkürler...

OYALAMA KAĞIDI
Ve son bir not olarak, Oyalama Kağıdı'nda ikinci tarifimiz yayında. Tarif bir tık ötenizde. Çocuklarıyla mutfak macerasına devam etmek isteyenlere duyurulur. Bu arada gıda boyaları da Ayşem'in Bake Shop'undan ;)

PASTA ARABA
You Tube'da bu videoyu görünce dayanamadım. Bunu tüm pasta severlere ithaf ediyorum.
Kim istemez ki böyle bir arabası olmasını? :))