Benden inciler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Benden inciler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ocak 2012

Kuş Yuvası-Dekorasyon, Antika ve Hobi notları

kus yuvasi

Yeni bir başlangıç daha... Tam beş sene önceydi bir heves blog dünyasına adım atmam. O zamanlar yeni evli biri olarak en büyük keyfim yeni lezzetler denemekti. Bu yüzden de bir yemek blogu açmıştım. Sevgili Senem bana fikir verip yardım etmişti. Onun kızına açtığı bir blogu vardı ve " madem yemek yapmayı bu kadar seviyorsun neden bir blog açmıyorsun" demişti bana. Bilemezdim ki bana böyle bir ufuk açtığını, bu sayede sevgili blog dostlarımı edineceğimi...Bilseydim daha da teşekkür ederdim ona. Tekrar çok teşekkürler Canım...

Şimdi de kuzenim ve blog dostlarımın tavsiyesi ile yeni blogumla karşınızdayım. Dekorasyon, antika ve hobi merakımı sizlerle kuş yuvamdan notlarla paylaşacağım. Bakalım bu maceram bana neler sunacak. Ben size neler sunabileceğim...Merak ediyor musunuz? Buyrunuz Masal Evimden Notlar'a... Paylaşımlarımız daim olsun.

11 Ocak 2012

Çekirdek Aile Yılbaşı Kutlamamız

IMG_7207
Hoşgeldi yeni yıl.. Hepimize sağlık, huzur, mutluluk getirsin inşallah. Biz yeni yılı çekirdek aile evde kutladık. Daha çok Tuana hanımı eylemekle geçti gecemiz. Çok süslü olmasa da her zamankinden biraz daha özenli bir sofra kurduk. Karnımızı güzelce doyurduk. Eskiden televizyonda canlı eğlence programları olurdu. Yine onlari izler Tuana ile eğleniriz diyorduk. Ama sadece iki canlı program bulabildik. Gecenin sonunda ise geriye sayarak şamata yapmak istedik ama hevesimiz kursağımızda kaldı. Sadece Trt geri saydı o da geç kaldı. Biz çocukken daha eğlenceliydi yılbaşları...
Tuanacığım geri sayım ve yeni yıla girişimizden pek birşey anlamadı. Beş dakika sonra da kucağıma yatıp sızdı :)

Menümüzde
IMG_7215

IMG_7197
çoban kavurma,
IMG_7206
pilav,
IMG_7203
yoğurtlu havuç salatası ve yeşil salata,
IMG_7205
baharatlı bebek patatesler ve
IMG_7208
kaşarlı-cevizli salçalı ezmeli kanepeler vardı.
IMG_7219
Tuana'yı da süslenmiş haliyle görüyorsunuz. Külkedisi kostümüyle ve güllü tacıyla kuruldu sandalyesine...

01 Ağustos 2011

Sayfama renk geldi..

Sevgili Yasom ile Tuana'nin doğumgünü kurabiyelerini hazırlarken sayfama el atma fırsatını da bulduk. Yasocum sayesinde artik fotoğraflarım daha büyük görünüyor, çok sevdiğim kuşlar sayfama da kondular... Evimdeki kuş kolleksiyonumu bilen Yasemin bana uygun bir fon buldu. Ben sayfamı sevdim. Siz ne dersiniz? İşte kuşlarım da burada...

IMG_4886

30 Temmuz kuzumun doğumgünüydü. Bir sonraki yazımda sizlere doğumgününü anlatacağım. Çok güzel bir gün geçirdik. Gelen-gelemeyen, kalbi bizimle olan tüm arkadaş ve akrabalara çok teşekkürler. Sevgili blog dostlarım Tuana'yla yetinmeyip beni de hediyelerimle mutlu ettiler. Çok teşekkürler kızlar, sizi seviyorum...

IMG_4903

IMG_4780

25 Kasım 2010

Bayram Gezisi ve Hamsi Köftesi


Malum bayram tatili uzundu. Bu sebeple aile ziyaretinin ardından Tuana anneanne ve dedesiyle İstanbul'un yolunu tuttu. Biz de Sivrice'nin... Tuana'yı özledik ama bu üç günlük ara bana çok iyi geldi.

Gittiğimiz Sivrice Koyu çok sakin, huzurlu bir yer. Dinlenmek, kitap okumak, yürüyüş yapmak için birebir.. İstanbul'un trafiği, karmaşası ve gürültüsünden sonra ilaç gibi geldi. Böyle bir tatil hayal ederseniz tavsiye olunur.


Kaldığımız motel tarifleriyle de tanıdığınız Pelin'in ailesinin yaklaşık 6 yıldır gittiği ve artık kendi evleri gibi olan Sivrice Kabile Motel. Burayı Cemal amca ve ailesi işletiyor. Nefis zeytinyağlılar, taze balık, kahvaltıda enfes reçeller vazgeçilmezler arasında. Behramkale, Sivrice Feneri, Sokakağzı koyu, Gülpınar/Apollon tapınağı, Babakale yakınlardaki gezilebilecek yerler.

Döndüğümüzde Tuana'ya söz verdiğimiz evi aldık. Onsuz tatile çıkmanın da bir bedeli var tabi ki. Evi çok sevdi. Tek sorun kendi başına oynamıyor :) Yani evi hem ona hem de kendimize almış olduk. "Anne/baba hadi oynaaaaa"...

Tatilde hergün yediğimiz taze balığın üzerine size hamsi köftesi tarifi vermek istedim. Halam seneler önce televizyondan aldığı bu tarifi arada yaparmış ama bana ancak geçenlerde yemek kısmet oldu. Belki 8-10 tane yedim bir oturuşta. Gerçekten de çok lezzetliydi. Takdir sizin...
Malzemeler: (30 adet hamsi köftesi için)
1 kg hamsi - kılçığı çıkartılmış, 3-4'e bölünmüş
3 yumurta
3 tepeleme kaşık un
3 dal taze soğan
1/2 demet maydanoz
1/2 demet dereotu
1 silme yemek kaşığı kuru nane
1-2 diş doğranmış sarımsak
tuz, kimyon,karabiber
1/2 limon suyu
1 yeşil biber - ince doğranmış
Yeşillikleri ince ince kıyın. Diğer tüm malzeme ile karıştırıp teflonda az yağda kızartın. Afiyet olsun.

28 Mayıs 2008

30 hafta, 30 yaş

Artık yazmanın vakti geldi... Bir de böyle güzel bir pasta yapılmışken övmeden duramayacağım.

Pazartesi eşimin doğumgünüydü. O otuzuna girerken, ailemizin yeni üyesi de 30 haftasını tamamladı. Arkadaşlarımızı çağırıp eşime süpriz yaptım. Bu süprizde sevgili hanimiş Işıl'ın da katkısı büyük oldu. Yanda gördüğünüz lezzetli ve güzel pastayı hazırladı bizim için. Kızı kucağında fener maçını izleyen doğumgünü çocuğu babamızı görüyorsunuz. Ben de yanına peynirli, kıymalı ve patlıcanlı iki çeşit börekle yaprak sarma hazırladım. Süprizi de sorunsuz ve çaktırmadan başardık. Tuana bebeğimizle ilk doğumgünümüzü kutladık. Eh şimdi anlaşıldı sanırım neden Levent Yüksel'den 'Tuana' şarkısını seçtiğim :) Bundan sonraya ise sağlıklı bir doğum dilemek kalıyor.

Bu güzel pasta varken sönük kalacağından, alman pastası tarifimi de bir sonraki yazıya bırakıyorum. Herkese kocaman sevgiler...

07 Şubat 2008

Çayın Öyküsü


Resim: http://www.rizede.com/

(Bana bir dosttan mail ile ulaştı bu hikaye... Size de her çay içişte tebessüm getirmesi dileğiyle)

"Çayı çok sevdiğimi söyleyince, yaşlı bir teyze anlattı geçenlerde,
bak diye başladı söze ...

Çayın alt demliği evdeki kaynanadır;
devamlı kaynar durur..

Üst demlik evdeki gelindir;
alt demlik kaynadıkça o olgunlaşır, demlenir...

Gelinin kocası ise bardaktır;
biraz kaynana doldurur onu biraz da gelin...

Çocuklar çayın şekeridir;
tat verir...

Görümce ise çay kaşığıdır;
arada bir gelir ve karıştırır gider...

Kaynataya gelince;
o da bardak altıdır; dökülenleri bir araya toplar..."

19 Eylül 2007

Her telden çalmak...

Balıkesir tarifleri ve artan makarnayı değerlendirmek üzerine bir yazı ve SEVERİM oyunu...

1. TEL
Geçen haftalarda eşimin ailesi bizi ziyarete gelmişti. Eşimin anneannesinin ellerinden katmer (iç yağlı) ve hamur çorbası yapmak için hamur da getirmişlerdi. Bu isimler Balıkesir'e özgü tabi ki. Sizlerle de bu yöresel lezzetleri paylaşmak istedim.

İÇ YAĞLI
1 bardak ılık su
1 paket maya
1 tatlı kaşığı toz şeker
3,5 bardak un
Hamur yoğurulup parçalara bölünür. Parçalar tabak büyüklüğünde açılır. Bolca yağlanır, yumru yapılıp tekrar açılır. Çok az yağlı tavada pişirilir.

HAMUR ÇORBASI
1 yumurta
1 tutam tuz
1 bardak su
Aldığı kadar un
ile hamur hazırlanır. Yaklaşık 2mm kalınlığında unlanarak açılır ve biraz kuruması için bekletilir. Daha sonra küçük kare parçalara kesilir.
Yağ ve salça kavrulur. Su eklenir. Kaynayınca hamur ve haşlanmış nohut ilave edilir. Siz benimkinin çok hamurlu göründüğüne bakmayın. Hamurunu dilediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz.

2. TEL
Bir de geçenlerde biraz abartılı miktarda yaptığım makarna dolapta beklemekteydi. Ne yapsam diye düşünürken sunumu güzel ve artan makarnaları değerlendirmek için birebir olan bu tarif geldi aklıma. Sizler de artan makarnalarınızı farklı şekilde yemek için uygulayabilirsiniz.

FIRINDA MAKARNA

Haşlanmış makarna
Kendi suyunda pişmiş mantar sote
Haşlanmış ve didilmiş tavuk
Kaşar
Yarım çay bardağı süt
Yarım çay bardağı tavuk suyu
1 yumurta
tuz-karabiber

Makarna, mantar ve tavuğu tuz-karabiberle harmanlayıp yağlanmış borcama yayın. Üzerine çırptığınız yumurta, süt, tavuk suyu karışımını dökün ve fırına verin (190 derece). İlk 10 dakika üzerini folyo ile örtün sonra folyoyu alın ve suyunu çekene kadar pişirin. Servisten önce rendelediğiniz kaşarı üzerine serpin ve kaşar eriyene kadar daha fırında tutun.

3.TEL
Severim Oyunu...
Sevgili Müge & Müge beni severim oyununa davet etmişlerdi. Yazmak ancak kısmet oldu. Sevdiğim şeyleri üçe indirgemek zor olacak ama içlerinden üç tane seçeyim dedim.


Ailemi, dostlarımı severim. Onlarsız bir hayat düşünemiyorum. Yalnızlık ve sevgisizlik hiç bana göre olmadığından etrafımda sürekli olsunlar isterim.



Yemek yapmayı severim. Mutfakta geçen vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorum bile... Bu sevdamın gücünü blog açtıktan sonra daha da fazla anladım.


Gezmeyi, farklı yerler görmeyi severim. Ailemle çok fazla gezdiğimden ve yükselenimden sanırım (Yengeç olduğumdan değil kesin) evde oturmak hiç bana göre değil. En fazla bir tam günü evde geçirebilirim. Sonrasında en azından markete gitmem ve bir soluk hava almam lazım :))

İşte bunlar da benim sevdiklerim. Ben kimseyi sobelemiyorum. Çünkü tüm blogcuları çok seviyorum :)

20 Ağustos 2007

Harika bir haftanın özeti...

Bir haftalık bir hikayeye hoş geldiniz. Bu bir geziden notlar yazısı, aynı zamanda da keyif, tavsiye ve lezzet içeriyor. Yolculuğumuz İstanbul’dan başlayıp, Göcek ve Bodrum’da devam ediyor ve Alaçatı’da son buluyor. Bir Pazar günü İstanbul – Bursa feribotunda başladı hikayemiz. Rahat geçen 1.5 saatin ardından uzun bir yol bekliyordu bizi. Şoförümüz kociş, otomatik vitese alışkın olan ben düz vitesi kullanamayınca beş saatlik sınırı aşarak benim de çabalarımla uyumadan yolu tamamladı ve biz gece 22.30 gibi Göcek’e vardık. İlk günü yollarda heba etmenin verdiği huzursuzlukla hemen eşyaları odaya yerleştirip kendimizi sahile attık. Göcek’in mini kordonunu turladıktan sonra rahat bir uyku çekmek üzere otele yerleştik. Otelimiz sahile 5 dakika yürüme mesafesinde, antika eşyalarla döşenmiş, çok zevkli, sevimli bir butik oteldi. İsmi Yonca Resort. Yonca hanım ve eşi Tolon Bey tarafından işletilen otelin sekiz odası mevcut. Yardımcıları Maria çok dobra ve şeker biri. Bizimle de çok ilgilendi. Göcek’te yapılabilecek iki şey var. Biri 12 adalara yapılan günlük turlar ki biz yapmadık, diğeri de her saat başı minibüs takalarla gidebileceğiniz Göcek Adası. Göcek adasının bir koyunda denize girebilir, duş, şezlongdan faydalanabilir ve restoranında tahmin edemeyeceğiniz kadar lezzetli yemekleri deneyebilirsiniz. Akşam da sevgili Müge’nin tavsiyesi üzerine Aliço’ya gidecektik fakat öğrendik ki Aliço vefat etmiş ve restoran da kapanmış. O yüzden biz de otelimizin tavsiyesi üzerine Can Restoran’a gittik. Burada farklı lezzet olarak size önerebileceğim otlu ve sarımsaklı tereyağı ve kaya koruğu isimli turşu şeklinde hazırlanan ot salatasıydı. Göcek’ten ayrılmadan önce bir de güzel mi güzel “Mavi Ev” de yaşayan ressam Ekin Nayır ve eşiyle tanıştık, güzel tablolarına ve diğer çalışmalarına baktık, lezzetli limonatalarından içtik ve o harika mutfağı da sizin için fotoğraflamayı ihmal etmedik…


Göcek’teki kısa ziyaretimizin ardından Bodrum Gürece’ye doğru yola çıktık. Öğlen saatlerimizde vardığımız butik otelimiz Rüya Otel, Zuhal ve İskender Işık isimli karıkoca tarafından işletiliyordu. Yirmi yıldır Bodrum’da yaşamakta olan Işık ailesinden Zuhal Hanım mimar ve oteli son derece şık tasarlamış. Otel harika, dört odalı, bizbize ve sakin... Sadece denizden iç tarafta kaldığından her yere araç ile ulaşmanız gerekiyor. Yardımcıları Sencan bey ise çok pratik ve sempatik. Bize de çok yardımcı oldu. İlk gün Yahşi halk plajında, ikinci gün de Akyarlar Kargı’da Camel Beach’de denize girdik. Deniz güzel ve ılıktı. Açıkçası plajlara çok fazla bayılmadık. Deniz içinse daha da güzel tavsiyem birazdan gelecek. Bodrum’da ilk gecemizde Turgutreis marinada Du Bar’a Restoran’da iki farklı bonfile denedik: Karabiberli ve mantar soslu. Karabiberli daha kremalı ve güzel bir tattı. İkisini de çok beğendik. Bir de canlı müzik vardı. Marinadaki teknelerin direkleri ise çok hoş bir görüntü oluşturuyordu. İkinci gece ise Yalıkavak’a gittik. Yalıkavak daha modern ve Yunan adaları tarzında. Meşhur kavaklı köfteyi tattık ve Bitez Dondurmacı’sında kanyaklı çikolatalı ve tahinli susamlı dondurmaları denedik. Kurulu olan sanatçılar sokağında resimler, heykeller sergilenmekte idi. Ben de Hale hanımın köynük otuna çalıştığı minik heykellerinden aldım.


Ertesi gün üçüncü ziyaret noktamız olan Şirince’ye doğru hareket ettik. Bodrum – Milas – Selçuk rotasını izledik. Ortaklar’dan Selçuk yönüne saptıktan sonra Selçuk 21km tabelasını geçince sağda Denizli’li İbrahim Usta’nın Yeri’nde mola verdik. Burada çöp şiş ve köfte yedik. Bunun yanında yine kendi besledikleri ve kestikleri hayvanların etinden hazırladıkları baharatlı köfte, bonfile ve ciğer de mevcuttu. Yanında bir de salata ve ev yapımı ayran getirdiler ki değmeyin keyfimize. Çooook lezzetliydi. Cahide, eşi İbrahim, annesi ve babası bu yeri işletiyorlar. Tam Aydın sınırının bittiği, İzmir sınırının başladığı noktadalar :) Şirince’ye vardığımızda Nişanyan otellerinden olan Kilisealtı Pansiyon’a yerleştik. Bizi Mülver Şurubu ile karşıladılar. Gerçekten çok lezzetliydi. Nisan aylarında toplanan mülver otunu akşamdan suyla ıslatıp, ertesi günde süzüp limon tozu, şeker ve su ile karıştırıp limonata ve koruk suyu tadında bir lezzet elde ediyorlarmış. Şirince’nin güzel eski evlerine bakarak sokakları gezdik, şifalı otlara, süs kabaklarına, kokulu minik kavunlara ve papatya taçlarına baktık, köy meydanındaki kahvede çayımızı yudumladık. Dereli Kaplankaya özel üretim sek kırmızı şarabından ve mandalina ve çilek şaraplarından aldık. Akşam da köyün girişinde eskiden okul olan binanın bahçesinde, Artemis Restoran’da, yemeğimizi yedik. Cevizli kaşarlı erişte ve Çökertme çok lezzetliydi. Çökertmede incecik dilimli patates kızartması, ortasında yoğurt üstünde et vardı. Eriştenin de üzerine dövülmüş ceviz serpip kaşar serperek fırında güveç gibi yapmışlardı. Küçük bir köy olduğundan bütün gün Cumartesi yapılacak kına gecesinin anonsunu dinledik ve açıkçası kına gecesini göremeden oradan ayrıldığıma üzüldüm. Hiç davetiyeye gerek kalmadan herkese düğün derneği duyurabilme fikri ise çok hoşuma gitti :) Pansiyonumuzdaki güleryüz, iyi hizmet ve hoşsohbet bizi çok mutlu etti.

Son durağımız Alaçatı’ya otoban sayesinde kolay şekilde ulaştık. Otelimiz Alaçat Kırevi’ne yerleştikten sonra kendimizi denize attık. Geçen sene Cafe’sine gittiğimiz Alaçat sahipleri Ayşe Nur ve Destina hanım bizden sonra Ekim ayında bu güzel ve huzurlu oteli açmışlar. Her şey Alaçatı dokusuna o kadar uygundu ki çok memnun kaldık. Herkes çok sempatik ve ilgiliydi. Sevgili Nihal bize çok güzel kahvaltı sofraları hazırladı. Özellikle otlu ve peynirli omletini tavsiye ederim. Kışa tekrar gideceğiz, o kesin… Akşam Lavanta Restoran’da yemek yedik. Alaçatı’da sanırım çoğu restoran (balık ve meze yapanlar dışında) aynı tarzda ve fiyatta yemek yapıyor. En azından Lavanta’da sokakta herkesin tepenizden bakması eşliğinde değil binasının yanındaki sakin bahçesinde yemek yiyebiliyorsunuz. Ben brokoli soslu penne yedim ki çok lezzetliydi. İkinci günümüzde sabah ilk işim Alaçatı pazarını gezmekti. Tabi dayanamayıp güzel kıyafetler ve peştamal aldım. Geçen sefer geldiğimizde aldığım deniz fasulyesinden almayı da ihmal etmedim. Teyzemle fotoğraf da çekindik bu sefer. Salatasını yapar yapmaz yayında olacak. Öğleye doğru yaptığımız kahvaltının ardından Çeşme Çiftlikköy Kum Beach’e gittik. Kendinizi Maldiv'lerde sanabileceğiniz güzellikte, turkuaz bir deniz, kumsal ve denizin içi incecik altın gibi kum, dip dibe değil rahat şekilde yatabileceğiniz şezlonglar, gürültüsüz sakin bir ortam… Kesinlikle tavsiye ediyorum. Burada da Alaçat Cafe mevcut. Akşam da Dalyan’da Köşem Restoran’da balık keyfi yaptık. Bu arada Yeni Rakı’nın festivaline denk geldiğimizden bol çalgılı ve dansözlü bir akşam oldu :) Yeni Rakı’nın meze kitapçığını da dağıttılar ki en kısa zamanda deneyip sizlerle de paylaşacağım.

Bu yazıyı yazarken ise dönüş yolundayım. Bu tatilde bol yolculuk yaptığımızdan şimdi de farklı bir yere gidiyormuşuz gibi geliyor. Yarın işte olduğuma inanamayacağım sanırım. Ama her keyif gibi bunun da sonu geldi. Bir değil on bir hafta olsa tatil yetmez insana. Ama artık çalışmak ve bir sonraki yaz tatiline para biriktirmek zamanı… Herkese hoş geldim.. Şimdilik yediklerim burada, yakında mutfağa da girerim… (19.08.2007)

Not: Resimlere tıklayarak büyütüp bakmanız tavsiye edilir :)

12 Ağustos 2007

Tatile acilen...


Merhaba fıstık hanımlar ve okuyanlardan varsa mutfağa meraklı beyler,


Bir haftalığına yazılarıma ara veriyor ve tatile gidiyorum.
Gitmeden de sizlere söz verdiğim eksik kalan Alaçatı fotoğraflarını sizlerle paylaşıyorum.
Tatildeyken de sizleri ve yeni tariflerimi düşüneceğime söz veriyor :)) ve hepinizi sevgiyle kucaklıyorum...


Çok şairane oldu bu da canım.
Beni özleyin anacımmmm.

20 Temmuz 2007

I. Türk Yemek Blogları Pikniği


Arkadaşlar sevgili Tuba Türkiye tatiline geliyor ve gelince de hepimizle tanışmak için bir piknik düzenliyor. Katılmak için Tuba'nın penceresinden davetini okuyun ve ona yazın. Ben oradayım, görüşmek dileğiyle...
Hepinize iyi haftasonları!

Tarih: 28. Temmuz. 2007 /Cumartesi gunu 13.00-17.00 arası
Yer: İstanbul (Katilacagini bildiren arkadaslara ilan edilecektir.)
RSVP: tuba94@yahoo.com

17 Temmuz 2007

Yemek fotoları çerçeveleme dersi - I


Merhabalar sevgili öğrencilerim :P
Çok ukala oldu bu giriş. Değiştireyim. Son yazımdan sonra sevgili Nükhet ve Müge'den gelen sorular üzerine acemi photoshop bilgimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir süre sonra insan otomatiğe bağlıyor. Farklı denemeler sonunda en kolay ve standart olarak bu yöntemi belirledim. Çerçevelemeyi uzun zamandır kullanıyordum. Bunu öğrenmeye beni teşvik eden ise sevgili evcini'nin harika sitesi ve nefis yemek fotoğrafları oldu. Baktım ki çerçeveyle daha bir güzel görünüyor fotolar, ben de bu yöntemi kullanmaya başladım. Derken sevgili Senemişko bana çerçevelerin köşelerine güzel resimler koymayı öğretti. Yöntem çok pratik, onu da sizlerle paylaşacağım. Yaman Ayşe'm kadar başarılı olur mu anlatımım bilinmez, ama denemekte fayda var...

Öncelikle kullandığım program Adobe Photoshop CS Version 8.0. Aşağıdaki resimleri büyüterek ya da kaydedip bakarak yazılardan da takip ederseniz gerçekten de çok kolay bir uygulama olduğunu göreceksiniz. Örneğimiz yukarıda, uygulaması ise adım adım aşağıda:
1) İlk olarak yukarıdaki menü çubuğundan file - open'dan fotoğrafı çağırıyoruz.
2) Image altında Canvas Size'a tıklıyoruz. Açılan küçük pencerede width ve height CM cinsinden olmalı. Bu rakamlar ne ise ikisini de 1cm arttırıyoruz ve OK diyoruz.
3) Fotoğrafımızın etrafında beyaz bir çerçeve oluştu. Daha sonra soldaki menü çubuğundan Rectangular marquee tool'a tıklayın ve farenizi sol üst köşeden başlayıp sağ alt köşeye kadar çekerek fotonun tamamını seçin ve Ctrl + C ile kopyalayın.

4) Menüden file-new 'e tıklayın. Açılan penceredeki ölçüler tam kopyaladığınız resmin ölçüleridir. Bu ölçüleri büyüterek çerçevemize yer açacağız. Burada width ve height ise PIXEL cinsindendir. Bu değerleri 200'er arttırın ve OK deyin. Sonrasında da Ctrl + V ile koplayaladığınız fotoyu yapıştırın. Daha geniş bir beyazlık elde ettik.
5) Layer-layer style-drop shadow'a tıklayın.
6) Açılan ekranda Styles’ı tıklayıp – double ring glow seçin. Sol tarafta drop shadow, inner shadow ve outer shadow'a tik atın. OK deyin.

7) Şimdi de geldik köşeye sevimli bir resim kondurmaya. İnternetten dilediğiniz şekilde bir resim bulun. Mümkünse arka planı beyaz olsun (ya da en azından ayırt edilebilir düz bir renk). Kaydettiğiniz bu resmi de photoshopta file-open'dan çağırın. Sağ tarafta layers kutucuğunda 'background' yazılı yere çift tıklayın ve açılan küçük ekranda sadece OK'e basın.
8) Soldaki menü çubuğunda magic wand tool'a tıklayın ve resimdeki beyaz alanları sırası ile tıklayıp delete'e basarak silin.
9) Bu alanlar gri-beyaz kareli hale dönüşecektir.
10) 3. maddedeki gibi Rectangular marquee tool ile resmi seçin ve kopyalayın. Asıl tarif fotonuzu açın ve Ctrl + V'ye basarak resmi yapıştırın. Sonrasında soldaki menü çubuğundaki move tool ile resmi istediğiniz yere yerleştirin, dilerseniz köşelerinden büyütebilir, küçültebilir ya da döndürebilirsiniz.
11) Eğer beyaz kısımlar fazla görünüyorsa soldaki menü çubuğundan crop tool'a tıklayıp fareyle tarayarak dilediğiniz büyüklükte bir alan oluşturun ve sağ tıklayıp crop diyerek resmi küçültün. File-save as' e basın ve fotoğrafı jpeg formatında kaydedin. Fotoğrafı değişiklikleri kaydetmeden kapatın.
Sonrasında dosya büyüklüğünü düşürmek isterseniz tekrar kaydettiğiniz isimle resmi çağırın. Image-image size’dan document size kısmındaki width ve height i düşürün. Ben genelde blogum için width’i 10 ya da 15 cm olarak ayarlıyorum. Height’i kendi otomatik hesaplıyor. Bunun için alttaki constrain proportions’ın tikli olması yeterli.

Umarım açıklamalarım yardımcı olur. Ve umarım çok karışık anlatmamışımdır :)
Çok sevgiler hepinize...