Veda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Veda etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

07 Mayıs 2007

Sayfamın İlham Kaynaklarından CANIM CEMOŞUMu Kaybettik














Evet… İlk defa bu kadar uzun süredir bloguma ara verdim. Çünkü en son yazımda hayatta olan canım anneannem 1 Mayıs 2007 sabaha karşı 4.05’te gözlerini sonsuza dek yumdu. Ertesi gün de canımı bir cevher gibi sakladık. Mis kokulu pamuğuma son kez veda ettim, onu öptüm, kokladım. Her ne kadar 91 yaşında da olsa, son 15 gündür hastanede rahatsız yatıyor da olsa, ölüm ona hiç yakışmadı. Canım kadar güler yüzlü, bulunduğu hiçbir kötü durumdan şikayetçi olmayan, yaşamayı seven ve yaşına rağmen halen yaptığı nakışlar, dikişler, örgülerle faydalı olmaya devam eden hayat dolu birinin bizi bırakıp gideceği kimin aklına gelirdi. On sene önce bile beraber kaldığımız yazlarda, geceleri uyandıkça nefesini dinlediğim Cemoş’umu bu şekilde ve bu zamanda kaybedeceğim hiç aklıma gelmezdi.

Doğduğum günden 7 yaşıma kadar bana bakan Cemoşumla, sonrasında da yaz tatillerimi iple çekip Akçay’da 3 ayımı beraber geçirmiş olduğum güzel günler için çok mutluyum. 91 sene de keyifle, sevdiklerinin acısını görmeden ve (umarım) en az acı çekerek kendine ve bizlere yük olmadan dilediği şekilde hayata gözlerini yuman Cemoş’um için de sevinerek kendimi avutuyorum. İlk torunu olan benim de düğünümü gördüğü için çok şanslıyım. Hep çocuğumu da görmesini hayal ettim ama maalesef olmadı.

Canıma benim ve annemin göndermiş olduğumuz mektupları, kartları, yılbaşı tebriklerini kurcaladım biraz. Buradan, onlardan birkaç örnekle Cemoş’uma veda etmek istiyorum. Ona olan aşkımı az da olsa anlatacaktır bu alıntılar.

Söylenecek çok şey var aslında,
Ama kelimeler yetersiz şu anda…


Cemoşcuğum,

Senin gibi sabırlı, korkusuz, güçlü, neşeli ve becerikli olmak için hayatım boyunca çabalayacağım. Beni 7 yaşıma kadar sen büyüttün. Konuşmaya başladığımda ilk anne’m sen oldun. Keşke demeyi sevmiyorum ama yine de, keşke o günleri daha içime sindirerek ve her ayrıntısını aklımda tutarak yaşasaymışım. En acısı da bir daha gül yüzünü göremeyecek ve kokunu derinden içime çekip seni öpemeyecek olmak.

Bu sefer, ‘git, kendini özlet yine gel’ diyemiyorum. Sanırım bu en uzun ayrılığımız olacak. Umarım sevgimi oradan da hissediyorsundur. Seni seviyorum Cemoşcum…

Aşağıdaki irmik helvası senin için… Helvanı da kavurdum ya, hala inanamıyorum. Şaka gibi… Sana ithaf olunan bu sayfaya yakışır şekilde İrmik helvanın tarifi ile uğurluyorum seni. Artık sen yoksun ama bu blog senin için devam edecek…

Tarif: 1 ölçü yağı (2/3’ü becel, 1/3’ü tereyağı) eritip içine 2 ölçü irmik katıyorsunuz ve sürekli karıştırarak kavuruyorsunuz. Kavrulduğunu anlamak için içine 6-7 adet de çam fıstığı atın. Fıstıklar karardığında irmik de kavrulmuş demektir.

Aynı zamanda başka bir tencerede 4 ölçü su ve 2 ölçü toz şekeri kaynatın. Tencerenin tabanından minik kabarcıklar çıktığında altını kapatın (1. püf nokta) ve şöyle bir karıştırın.

Kavrulan irmiğe şekerli suyu da ilave edin ve üzerine kapak değil bir bez örterek (2. püf nokta), arada karıştırarak suyu çekene kadar kısık ateşte arada karıştırarak pişirmeye devam edin. Tahta kaşık irmiğe sapladığınızda dik duruyorsa olmuş demektir. Ben ölçü olarak becel kabını kullandım. 0,75 kap yağ; 1,5 kap irmik; 1,5 kap şeker ve 4 kap da su koydum. Bu ölçülerle yaklaşık 15–20 kişilik helva çıktı.

Son olarak yağsız kavurmuş olduğunuz 2 paket çam fıstıklarını da irmiğe ilave edin ve servis edin. Fıstıkları ayrı bir yerde kavurup sonradan ilave ettiğinizde daha çıtır çıtır oluyor. Diğer türlü şerbet fıstıkları yumuşatıyor (3. püf nokta).

Afiyet olsun. Tüm ölmüşlerimizin ruhları şad olsun…

Not: Şiir - Yunus Emre