Zeytinyağlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Zeytinyağlılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2011

Fesleğenli Çıtır Patlıcan

Bu aralar yaz sofralarına uygun hafif denemeler yaptım. Hatta bir sonraki yazımda da kabakli hafif bir meze tarifi gelecek.

Uzun zamandır yazmıyordum. Sebebi neredeyse bir ay kadar İstanbul'dan uzak olmamdı. Önce tatile çıktık. Beş sene sonra Alaçatı'yı yeniden keşfettik. Sonra 4 günlüğüne İstanbul'a dönüp tekrar bayram tatili için memlekete ve oradan da yazlığa gittik. Tuana'nın okulu açılmadan son deniz tatiliydi. Tadını da çıkarttı kerata. Geçen hafta da okula başladı. Artık beş tam gün gidiyor. Halinden memnun. Biraz yoruluyor. Akşam pestil gibi uyuyor. Ben de yeni düzenimize alışıp hem spora yazılıp hem de yeni tarifler deneyerek sizlerle paylaşmayı umuyorum.

Aşağıdaki tarif Elle Decor'un son sayısında Elif Tapan'dan gelmiş. Ben de görünüşü çok hoşuma gittiğinden denedim ve lezzetini görüntüsünden bile çok beğendim. Yapımı kolay, lezzeti bol... tavsiye olunur...

IMG_5985

Malzemeler:
2-3 patlıcan
1/2 demet fesleğen (ben nane kullandım)
1 su bardağı un
2 yumurta
1/3 su bardağı süt
1 1/3 su bardağı galeta unu
1'er tutam pul biber, kuru kekik, kuru fesleğen, tuz
1 ufak paket mozarella peyniri

domates sos için:
2 domates
2 diş sarımsak
2 yemek kaşığı zeytinyağı
1 tutam tuz
1 tutam karabiber
1/2 demet fesleğen (ben nane kullandım)

Yapılışı:
Patlıcanları şeritli soyun. 1 cm kalınlığında halka doğrayın.
Önce una bulayıp silkeleyin. Sonra yumurta ve süt karışımına batırın. En son da pul biber, kekik ve tuzla karıştırılmış galeta ununa bulayıp fırın tepsisine dizin. 180 derece ısıtılmış fırında 15 dk pişirin.

Bu esnada domates sos için domatesleri rendeleyin. Ezilmiş sarımsak ve zeytinyağıyla kısık ateşte pişirin. Ben suyu iyice azalana dek pişirdim. Tuz ve biber ekleyin. Fesleğenin yarısını ince kıyıp ilave edin.

Fırından çıkan patlıcanlara domates sos koyun, üzerine mozarella peyniri ilave edip peynirler eriyene dek tekrar fırınlayın. Taze fesleğen yapraklarıyla süsleyip servis edin.

Afiyet olsun..

24 Ocak 2011

Kuru Domatesli Kereviz


Güzel ve güneşli pazar sabahlarından biriydi. Bu aralar sanırım pek göremeyeceğimiz şekilde ılık bir bahar havası vardı Namlı Gurme Karaköy'e gittiğimizde. İçerisi çok kalabalıktı. Herkes onca lezzet arasında ne yiyeceğini şaşırmış sipariş vermeye çalışıyordu. Biz de kahvaltılıklarımızı ısmarlarken zeytinyağlılara bakmayı da ihmal etmemiştik. Ama bu keşfi yapan ve sofrada bize tattıran Gökçe oldu. Tabağı silip süpürene kadar yiyip içindekileri anlamaya çalıştık bu lezzetin. Tahminlerimiz doğrultusunda da ben denememi yaptım ve tam da aynısı oldu. Çok hafif, lezzetli bir zeytinyağlı olan kuru domatesli kerevizi denemeye davet ediyorum sizi...

Malzemeler:
Kuru domates (10 tane)
1 orta boy kereviz
1/2 limon suyu
Bol kuru fesleğen
Kırmızı ve sarı dolmalık biber

Yapılışı:
Biberleri jülyen doğrayın ve az yağda öldürün.
Kuru domatesleri kaynar suda 10 dakika haşlayın. Sonrasında aynı şekilde jülyen doğrayıp biberlere ekleyin.
Kerevizi de jülyen doğrayıp yarım limon suyunu üzerine döküp bekletin. Yumuşayan biberlere ilave edin. Tuz ve fesleğenini ekleyin. Az su ilave edip pişmeye bırakın.

Afiyet olsun

02 Ağustos 2010

Sirkeli Patlıcan



Yasemin'deki buluşmamızın favorilerinden halamın sirkeli patlıcanının tarifini nihayet paylaşıyorum sizlerle. Malum yaz olunca gezmeler de çok oluyor ama artık çok da ihmal etmemek lazım. Çok kolay, hafif ve lezzetli olan bu tarifi denemenizi tavsiye ederim. Ellerine sağlık halacığım... Fotoğraf için de Müge'ye çok teşekkürler...

Malzemeler:
5 adet patlıcan
3-4 adet domates rendesi (ya da robottan geçirin)
1/2 limonun suyu
tuz, şeker, karabiber,
1 küçük kahve fincanı sirke
8-10 diş sarımsak
zeytinyağı
maydanoz

Yapılışı:
Patlıcanlar soyulup dikine dörde bölünür ama uç kısmı tek parça bırakılır( tamamen koparmadan). Limon suyu patlıcanların her yerine sürülür. Patlıcanlar tencereye dizilir.

Domates rendesinin içine göz kararı tuz, bir o kadar şeker, biraz karabiber ve zeytinyağı koyulup karıştırılır. Karışım patlıcanların üzerine dökülür. 40-45 dakika kısık ateşte pişirilir.

not: su koymayın. ancak dip tutacak gibi olursa su ekleyin.

Bu arada sirkenin içine sarımsakları sıkın. Pişen patlıcanın üzerine döküp 5 dakika daha kaynatın. Tencerenin kapağı kapalı soğumaya bırakın. Servis etmeden kıyılmış maydanoz ile süsleyebilirsiniz.

Afiyet olsun

04 Temmuz 2007

Lezzetli Tembel Aşı


Salı günü markete gittiğimde amacım sebze alıp yemek pişirmekti. Ama o da ne... Hiç birşey beğenemedim. Meğer yaz ne kadar da az sebzeli bir mevsimmiş :) Ya da problem marketlerde. Ben de şu yumruk büyüklüğünde olan patlıcanlardan aldım herhalde pişirecek birşeyler bulurum diye. Ne mi yaptım:

Patlıcanları(6-7 adet) soydum ve tuzlu suda beklettim ki acısı çıksın. 1 cm kalınlığında enine doğradım ve tabanını yağladığım düdüklüme iki sıra halinde dizdim. Üzerine iki adet soyulmuş domatesi halka halka doğrayıp dizdim. 3. kat olarak bir büyük kuru soğanı, 4. kat olarak yine iki adet soyulmuş domatesi halka halka doğrayıp dizdim. 5. katta yarım demet kadar iri doğranmış taze soğan vardı (ince saplar halinde). Teras katta da yarım demet dereotu keyif yapıyordu. Tabi ki katları döşerken ara ara tuzladım. Tuz dışında baharat kullanmadım. Domatesler sulu olduğundan su da eklemedim. 4-5 diş de sarımsak attım içine. Düdüğü çıkıp altını kıstıktan sonra tam 3 dakikada yemek hazırdı.

Piştikten sonra ılıkken servis yapmanızı tavsiye ediyorum. Sebze sevenler için süper bir lezzet. Yaz için de çok sağlıklı ve pratik.
Sevgiler


15 Haziran 2007

YE#23 - Sebze haşlama ve Aperatifler

Bu etkinlik şimdiye kadarki en zor etkinliğim oldu. Her pişirdiğim yemekte hiçbir malzemeden kısmayan ben karbonhidratı, şekeri minimum olan bir tarif sunmalıydım ve açıkcası diyabet konusunda hiç bilgim olmadığından da bu tarifin ne olacağına bir türlü karar veremedim. Birçok yabancı site dolaştım ama tariflerin hiçbirini beğenmedim. Bir de etkinlik tarihini 19 Haziran zannedip de bugün akşam üzeri son gün olduğunu farkedince telaşlandım. Oysa ki haftasonum var ve mutlaka bir tarif bulacağım diyordum kendi kendime...

Lafın kısası tarifim diyabetik oldu mu bilmiyorum ama en azından rejime uygun oldu. Diyabeti olanlara da uyduysa ne mutlu bana... Önce tarifleri verip sonra da diyabet ve genel beslenme alışkanlıkları ile ilgili Türkiye Diyabet Vakfı ve Eczanemonline sitesinden topladığım bilgileri sunmak istiyorum size. Eczanemonline'a tıklarsanız kendinize farklı menüler yaratabilmek için birbirine eşdeğer seçebileceğiniz gıda listesini de bulabilirsiniz. Bu etkinlikte bize ev sahipliği yapan sevgili Defne Nur'un Mutfağı'na da çok teşekkür ediyorum.

SEBZE HAŞLAMA

Bu sebzeler paket halinde migroslarda satılıyor. Sebzelerin tümünü, iki parmak su koyduğum tencerenin içine buharda haşlamak amacıyla oturttuğum süzgece yerleştirdim. Sebzeler: kabak, patlıcan, havuç, karnabahar, fasulye, kırmızı biberdi. Sebzeler yumuşayana kadar haşladım ve zeytinyağı limon ile servis yaptım. Patlıcanın haşlanmışını hiç yememiştim. Hiç de fena değilmiş...

APERATİFLER

Yanında ise aperatif olarak bir dilim domates üzerine şekilli kalıpla kesilmiş kaşar ve üzerine bir parça tavuk sundum. Fotoğrafta pek belli olmuyor ama çiçek, kalp ve ay kalıpları ile kaşara şekil verdim.
Bir de salatalık kayığında krem peynir-ton balığı karışımı vardı. Ton balığı-krem peynir karışımı diyabete uymaz derseniz süzme yoğurt-tuz-dereotu karışımı da kullanılabilir.

EK BİLGİLER
Diyabeti olsun veya olmasın tüm insanların sağlıklı bir yaşam için yemeleri gereken yiyecekler aynıdır. Diyabetli olmanız diğer insanlardan farklı bir yiyeceği yemeniz veya yememeniz anlamına gelmez. Burada önemli olan vücudun ihtiyacı olan besinlerin çeşitli yiyeceklerden karşılanmasıdır.
Diyabet tedavisinin amacı kan şekeri düzeyinizi normal sınırlar içerisinde tutmaktır.

Kan şekerinin kaynağı, çeşitli yiyeceklerde bulunan ve karbonhidrat adı verilen besin öğesidir. Karbonhidrat içeren yiyecekler: sofra şekeri, şekerli yiyecekler, un ve undan yapılan yiyecekler, pirinç, bulgur, kuru baklagiller, patates, sebzeler, meyveler, yoğurt ve süttür. Yiyeceklerin içerdiği karbonhidratlar, kan şekerini hızla yükselten karbonhidratlar (basit karbonhidratlar) ve kan şekerini daha geç ve daha yavaş yükselten karbonhidratlar (kompleks karbonhidratlar) olmak üzere iki gruba ayrılır.

Diyabet Beslenme Piramidi’
‘Tahıllar, Kurubaklagiller ve Nişastalı Yiyecekler’ grubu piramidin temelini oluşturmakta ve en geniş bölümünü kapsamaktadır. Bu bölümde yer alan ekmek çeşitleri, tahıllar, kurubaklagiller, pirinç, patates gibi nişastalı yiyecekler
‘Sebze ve Meyve’ grubu piramidin ikinci basamağını oluştururlar. Bu gruplar posa, vitamin ve mineral kaynağıdır
Piramidin üçüncü basamağında ‘Süt, Yoğurt’ grubu ile et, balık, tavuk, yumurta ve peynir gibi hayvansal yiyecekleri içeren ‘Et’ grubu yer alır.Piramidin tepesine tırmandığımızda burada yer alan ‘Yağlar, Şeker ve Şekerli yiyecekler ile Alkollü İçecekler’ grubunun çok az bir bölüm kapladığını görürüz.

Diyabet Beslenme Piramidi ve değişim listelerinden faydalanarak ihtiyacınız olan temel besin öğelerini içeren ancak adı, görünüşü ve tadı farklı olan değişik yiyecekleri ve yemekleri yiyebilirsiniz. Örneğin 1 tabak kıymalı ıspanak yerine 1 küçük boy etli biber dolma veya 1 bardak süt ve yarım muz yerine evde hazırlanmış meyveli yoğurt yenilebilir.
Çay şekeri, şeker ve şekerlemeler, reçel, marmelat, pekmez, bal, çikolata, dondurma, helva çeşitleri, hazır meyva suları, şekerli kurabiyeler, pasta ve tatlılar, kurutulmuş meyvalar ve meşrubatlar gibi yiyecek ve içeceklerin içindeki şekerler vücudunuzda hızlı bir şekilde glikoza çevrilerek kana geçerler ve kan şekerinizde ani yükselmeler meydana getirirler
Ekmek, pirinç, makarna, patates, un, mısır, mercimek, kuru fasulye, nohut gibi yiyeceklerin içindeki nişasta vücudumuzda glikoza çevrilir, ancak bu tip yiyeceklerin içindeki nişastanın glikoza çevrilmesi yavaş olduğundan, kan şekeriniz daha geç ve daha yavaş yükselir.
Posa içeriği yüksek olan nişastalı yiyecekler (kepekli ekmek, bulgur, kuru baklagiller gibi), düşük posalı nişastalı yiyeceklere göre (beyaz ekmek, patates, pirinç) kan şekerinizin daha geç ve daha yavaş yükselmesini sağlarlar.

Herkes için Önemli uyarılar
- Arzu edilen ağırlığınıza ulaşın ve o ağırlığınızı koruyun
- Porsiyon ölçülerinize dikkat edin
- Öğün atlamayın
- Fiziksel aktivitenizi arttırın
- Bireylerin günlük besin ögesi ve enerji gereksinimleri farklıdır. Diyet uzmanınız tahıllar, kuru baklagil, sebze, meyve, süt, yoğurt, et ve yağ olarak ayrılan yiyecek guruplarının her birinden ihtiyacınız olan miktarların saptanmasında size yardımcı olacaktır. Her bir gruptan önerilen miktarda yemeniz, besin ögesi ve enrji gereksiniminizi karşılayacaktır.
- Yeterli ve dengeli beslenmek için her gün 7 porsiyon tahıl grubu, 3 porsiyon et grubu, 2 porsiyon sebze grubu, 3 porsiyon meyva grubu, 2 porsiyon süt grubu ve 2 porsiyon yağ grubu seçebilirsiniz. Bu şekilde bir beslenme planı yaklaşık 1200 kalori değerinde enerji sağlar. Ancak her bireyin enerji gereksinimlerinin farklı olduğunu unutmayınız.
- Her gün çeşitli besinler yiyiniz.
- Öğünlerinizi her gün düzenli olarak aynı zamanda yiyiniz
- Sebze, meyva, kurubaklagil, kepekli ekmek gibi yüksek posalı yiyecekler kan şekerinizin kontrolünde önemlidir.
- Kilo vermek istiyorsanız öğün atlamayınız, öğün atlamak bir sonraki öğünde dahah fazla yemenize, böylece daha fazla enerji almanıza neden olur. Bu davranış aynı zamanda kan şekerinizide yükseltir.
- Sizin için uygun olan yiyecek tüm aile bireyleri için uygundur.Ayrı zamanlarda yemek yemenize ve ayrı yemekler pişirtmenize gerek yoktur.
- Kullandığınız tuz ve yağ miktarına dikkat ediniz.
(Kaynak: Lilly diabet servisi Yayınları)

09 Haziran 2007

Sade Enginar Dolması

İki ay önce sevgili Devletşah etli enginar dolması tarifi vermişti. benim de fotoğraftaki mükemmel görüntü ile ağzımı sulandırmış ve aynı zamanda da enginarı yapraklarını soymadan pişirmesiyle beni şaşırtmıştı. Yakınlarda sayfasında bir de aynı şekilde iç baklalı enginar dolmasını görünce önüme gelene anlatmaya başladım.

- "Enginar yaprakları soyulmadan da pişiriliyormuş biliyor musun? İnternette gördüm"
- "Aaaa, gerçekten mi?"

Tabi herkeste aynı tepkiyle karşılaşmadım :) ve yılların mutfak kuşu tecrübeli Serpil halama da söylediğimde "biz zaten öyle pişiririz enginarı sen hiç denk gelmedin mi?" dedi. Ama halamın yaptığı sade enginar dolması. Dolma doldurmadan nasıl dolma oluyorsa :)). İsim geleneğini bozmayayım dedim.

Düdüklüde 2 adet yaprakları iyi yıkanmış enginarı saplarını dibinden kestikten sonra, dört parmak kadar su, yarım limon suyu ekleyip ve bir tatlı kaşığı kadar tuz ekip (düdük çıktıktan sonra) 7-8 dakika pişiriyorsunuz. Piştikten sonraki hali burada:

Sonrasında bir kasede yarım limon suyu, zeytinyağı ve biraz tuzu çırpıyorsunuz. Enginarınızı yerken yaprakları bu sosa batırıp tatlandırıyorsunuz. Yeme tarifini ise aşağıda bulabilirsiniz. Ben de Devletşah'ın sitesinde okuyarak ve halama sorarak öğrendim nasıl yenileceğini. Yeme tarifini de fotoğraflarla destekleyerek tüm merakınızı gidermeye çalışacağım.

YEME TARİFİ:
Pişmiş enginarı yapraklarını tek tek ve kolaylıkla kopararak yiyorsunuz. Yaprakların kök kısımlarını dişinizle sıyırıp, kalanını yaprak yığını :) yapmak üzere kenara ayırıyoruz. Enginarın merkezine doğru ilerledikçe yapraklar daha yumuşuyor ve gitgide etli kısım azalıyor. Aynı zamanda da soyulmuş halde aldığınız enginarın tüylü haline ulaşmanız yaklaştığından son yaprakları yemeden atıyoruz. Bir başka dikkat etmeniz gereken nokta da yaprakların mor kısmındaki diken gibi sertlikleri...

Son olarak tüylü kısmı bir kaşıkla sıyırarak kenara alıyoruz ve sapın enginara birleştiği yerdeki sert kısmı da kestikten sonra yine zeytinyağı-limon eşliğinde afiyetle yiyoruz.

01 Haziran 2007

Enginar çılgınlığı devam ediyor...

Önceki yazılarımda da bahsetmiştim. Bu aralar mevsiminin gelmesi sebebiyle bir enginar çılgınlığıdır gidiyor. Daha önce iç baklalı, tavuklu ve etlisini yaptığım enginara daha ne kadar farklı versiyonlar yaratabilirim derken Gökçen Adar'ın kitabında favalısını görmüştüm(gördüğüme adım gibi eminim ama tekrar tekrar 5 kez kadar baktım size resmini de göstereyim diye bulamadım, ay çıldıracağım). Fava pişirmek nedense çok zor geldi. Zaten evde de çok az kuru bakla vardı. Ben de alternatifler üretmeye başladım.
Bu arada ben düşünürken de sevgili Münevver ve İpek favalısını sundular bize. Münevver akıllı kadın, benim gibi yapmaktan vazgeçmeyip favayı iç bakla ile hazırlamış. Sunumu da güzel, eminim tadı da çok güzeldir. İpek de yine üşenmeden kuru bakladan favasını hazırlamış ve bezelyelerle de süsleyerek hoş bir görüntü elde etmiş.
Bu arada Devletşah'ın soyulmamış enginarlı tariflerine de bakmadan geçmeyin. Sitesi kadar yemekleri de güzel.

Ben ise güya üşengeç olup fakat yine de kendine iş çıkaran aşçıgillerden Selen olarak üç farklı enginar denedim. Üç tarif için de öncelikle enginarlarınızı çok az zeytinyağı, iki parmak kadar su ve yarım limon suyu ile düdüklüde 5 dakika pişirin.

İlki normalde meze olarak da hazırladığımız cevizli-dereotlu kabak ile servis edilen enginardı. İki adet kabağı rendeleyip yağsız, susuz teflon tavada karıştırarak pişirin. Kabaklar önce sulanacak, sonra pişecek ve hafif kızaracak. Altını kısmayın. Bu işlemi tamamladığınızda yarım demet dereotu (kıyılmış), bir avuç ceviz (ufalanmış), 3-4 dolu yemek kaşığı süzme yoğurt ve tuz ekleyerek karıştırın. Dondurma kaşığı ile enginarınızın üzerine mezeden yerleştirin. Bu tarifle 4-5 enginar süsleyebilirsiniz.

İkincisi yine meze olarak hazırladığımız yoğurtlu havuca maydanoz eklenmiş hali ile servis edilen enginar. Bunun için de 2 adet havucu rendeleyip yağsız olarak sürekli karıştırarak kavuruyorsunuz. Havuçlar pişince yoğurt ve dilediğiniz kadar kıyılmış maydanoz (benim gibi kalın değil ince kıyınız) ilave edin ve yine dondurma kaşığı ile enginarınızın üzerine yerleştirin. Bu tarifle 2-3 enginar süsleyebilirsiniz.

Üçüncü enginar için ise kendi uydurmam olan havuçlu püreyi hazırladım. Süslemeyi ise Gökçen Adar'ın kitabındaki gibi yapmaya çalıştım. 2 adet havucu ve 1 adet orta boy patatesi ince doğrayıp üzerini geçecek kadar su ve tuz ekleyip haşlayın. Suyunu çekince el blendırı ile püre haline getirin. Biraz da karabiber ekleyin ve krema torbası ile enginarı süsleyin. Bu tarifle 2-3 enginar süsleyebilirsiniz.

Peki mezeler bitti, şimdi ne olacak. Haşlanmış enginarlar 4'e dilimlenecek, zeytinyağı ve limon dökülüp afiyetle yenilecek. Ya da bir alternatif daha var ama o da süpriz :) Haftasonu yapıp pazartesi beğeninize sunulacaktır efendim. Sevgiler

15 Mayıs 2007

İç Baklalı Enginar ve Enginarlı Tavuk

Enginar (Cynara scolymus), Asteraceae familyasından mavi-mor renkli çiçekler açan, 50-150 cm boyunda çok senelik otsu bir bitki. Gövdeleri dik, kuvvetli, sert ve boyuna olukludur. Yaprakları sapsız, büyük, uzun-oval ve parçalıdır. Çiçekler üst yaprakların koltuğundan çıkan, uzun sapların ucunda büyük başçıklar halinde toplanmıştır. Çiçek tablası etlidir.

Enginarda A ve C vitaminleri, kalsiyum, potasyum, demir, manganez ve fosfor gibi çeşitli mineraller orta seviyede bulunur. Enginarda bulunan Ciarin adlı madde karaciğer, safra kesesi, böbrekler ve bağırsakların düzenli çalışmasına yardım eder. Bedeni ve ruhi bitkinliği giderir. Sarılıkta faydalıdır. Şeker hastaları için çok faydalıdır. Kandaki şeker miktarını ayarlar. Vücuda dinçlik verir. Sinirleri güçlendirir. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler. Karaciğer hastalıklarının çabuk geçmesini sağlar. Kandaki üre ve kolestrolü düşürür. İdrar söktürür. Böbreklerdeki kumların dökülmesine yardım eder. Romatizmanın şikayetlerini geçirir. Mide ve bağırsakları temizler. İshali keser. Emzikli kadınlar, böbreklerinde veya mesanelerinde itihap olanlar yememelidir. Taze olarak tüketiminin yanında konserve ve derin dondurulmuş olarak kullanımı mümkündür.

Karaciğeri koruyucu:
Karaciğerin kendini yenileme yeteneğini artırılmasına yardımcı olabilir.
Karaciğerin hücre ölümünün azaltılmasına yardımcı olabilir.

Kolesterol seviyesini ayarlayıcı:
Kolesterol biyosentezi üzerinde etkili olduğu için, kandaki kolesterol seviyesinin ayarlanmasına yardımcı olabilir.

Sindirimi kolaylaştırıcı:
Karaciğerde safra salgılanmasının artmasına etki ederek hazımsızlık ve diğer sindirim şikayetlerinin azaltılmasına yardımcı olabilir.

İdrar söktürücü:
Enginar, böbreklerdeki üre konsantrasyonunu artırarak diürezin artmasına öncülük edebilir.
Karaciğer ve kalbin en iyi dostu olan enginarın kanı temizlediğini ve yorgunluğu giderdiğini vurgulayan uzmanlar, diğer zehirli maddeleri ve yorgunluk maddelerini idrarla dışarı atarak vücuda dinçlik verip dinlendirdiğini söylüyor. Uzmanlar, enginarın, beyin yorgunluğunu çabucak geçirdiğini, kalp adalelerini kuvvetlendirdiğini, onu rahatsız eden üre ve kolesterolü düşürerek kalbin rahat çalışmasını sağladığını, şeker hastaları için de çok faydalı olduğunu, mide ve bağırsakları dezenfekte ederek ishalleri durdurduğunu kaydediyor.

Enginar genel olarak ülkemizde ve birçok ülkede vegetatif yolla üretilmektedir. Dikim genellikle Akdeniz ve Ege bölgesinde Ekim–Kasım aylarında, Marmara bölgesinde ise Mart–Nisan aylarında yapılır.
(Kaynak: Vikipedi, Health News)

İÇ BAKLALI ENGİNAR

Malzemeler:
4 adet taze enginar
1 su bardağı haşlanıp kabukları soyulmuş iç bakla
3-4 dal taze soğan
Zeytinyağı, tuz
¼ limon suyu (ekşi seviyorsanız yarım limon suyu)
1 demet dereotu

Yapılışı:
İç baklaları kaynar suya atın ve sadece 1-2 dakika bekletip çıkartın. Kabuklarını soyun.

Taze soğanları doğrayıp enginarları pişireceğiniz tencerede az zeytinyağında 3-4 dakika karıştırarak pişirin. Ilınınca baklalara ilave edin ve tuzunu da katıp karıştırın.

Tencereye enginarları dizin. Enginarların hizasına kadar su koyun, tuzunu ayarlayın ve limonun suyunu da özellikle enginarların üzerine denk gelecek şekilde ilave edin. (Ekşi sevmiyorsanız dilimlenmiş limon da koyabilirsiniz). Enginarları bu şekilde pişirin.
Yaklaşık 15 dakika sonra bakla-soğan karışımını da enginarların içine ve artanını da kenarlara koyun ve üzerine kıyılmış dereotunu serpin. Bu şekilde enginarlar ve dereotları da tam pişene kadar yaklaşık 10 dakika daha kısık ateşte tutun. Afiyet olsun.

Püf nokta: Piştiğini anlamak için enginarların tam ortasına çatal saplayın. Kolay batıyorsa pişmiş demektir.

ENGİNARLI TAVUK
Bir de sonbaharda buzluğa koyduğum fakat tazesi çıktığı halde halen bitirememiş olduğum buzluk enginarlarım vardı. Bunlardan da aşağıdaki yemeği yaptım ve hatta bütün kış neden bu şekilde pişirmeyi akıl edemedim diye de kendime kızdım.

Malzemeler:
6 adet minik enginar
6 adet kemiksiz ızgara tavalık tavuk
1 demet dereotu
2-3 kaşık domates suyu
Tuz, karabiber, zeytinyağı
Düdüklü tencerenize biraz sıvı yağ döküp tavukları dizin ve tuz karabiber ekin. Tavukların üzerine enginarları dizin ve tuzunu ayarlayın. Doğramış olduğunuz dereotlarını en üste yayın. 1 çay bardağı kadar su ekleyin. En üste de domates suyunu lezzet vermesi için parça parça koyun. Düdüklünün düdüğü çıktıktan ve altını kıstıktan sonra 8 dakika pişirin. Gerçekten çok lezzetli oldu. Tavsiye ediyorum. Sevgiler…

26 Nisan 2007

Dün akşam mutfakta biri mi vardı?

Dün akşam kocimiğin her çarşamba olduğu gibi yine halı saha maçı vardı. Bu sefer kızkıza program yapmadığımızdan ben evde kalıp yemek yaparak kendimi oyalamayı tercih ettim. Avrupa Yakası'nı izlemedim, aperatif birşeyler yedim ve kendimi mutfağa attım. Giriş 20.30 - Çıkış 00.30 idi. Delirdim ben galiba...

Evde yemek kalmamıştı ve birşeyler pişirmek gerekiyordu. Bir de ne zamandır denemek istediğim Pastacı'nın Paul tarzı çilekli tartı vardı.
İş dönüşü Migros'a uğradım ve anneanneciğimin çok sevdiği kızartmayı yapmak için 2 patlıcan, 2 kabak ve 5-6 çarliston biber aldım. Bunları annemin yaptığından farklı olarak (kabak ve patlıcanı) küp küp keserek vog tavada az yağda kızarttım. Biberleri de boyuna dörde böldüm ve yarım santim kalınlığında kestim. Kızarttıklarımı bir tabağa aldım ve koyuldum sos yapmaya. 4 domatesi rendeledim, 1 kaşık domates suyu koydum ve 3-4 diş sarımsağı dilimleyip içine attım. Suyunu çekene kadar pişirdim. Sosu kızartmanın üzerine yaydım. Hatta kocacım maçtan gelince hemen tadına baktı.
Cemoşcuğum bu kızartma senin için, sen çok seversin...

Pazar günü Ankara'ya yolculuğumuz sırasında mola verdiğimiz yerden kurutulmuş domates almıştım. Geçenlerde Necdet halamın kurutulmuş domates-biber ve patlıcandan yaptığı zeytinyağlıya bayılmış ve tarifini almış olmam sebebiyle denemeye karar vermiştim. Migros'tan domateslere ilaveten kurutulmuş biber de aldım. İkinci yemeğimizi yapmaya başladım. Yaklaşık 1 litre kadar kaynar suya yarım limon suyu ilave ettim ve 15 biber, 15 domatesi bu suya atarak 20 dakika haşladım. Bu arada 1 adet kuru soğan, 5-6 diş dilimlenmiş sarımsak, 2 rendelenmiş domates, 1 kaşık domates suyu ve 1 kaşık salçayı önce soğan-sarımsağı kavurup sonra diğer malzemeyi de ekleyerek pişirdim. Tuzunu ayarladım ve son beş dakika haşladığım biber-domatesleri de içine atıp biraz daha suyunu çekmesi için kapağı açık pişirmeye devam ettim. Sonuç aşağıda:

Son olarak da Pastacı Burcu'nun küçük tart kalıplarına yaptığı çilekli tartını ben büyük kalıbıma yaptım. Bu akşam yiyeceğimizden dilimli fotoğrafı yok. Ama bu halini görünce yememek için kendimizi zor tuttuk.

13 Mart 2007

Cumartesi günü, Kuzenler günü

Bu Cumartesi baba taraf kuzenlerim bendeydi. Evimi ziyarete geldiler. Birkaçı ilk defa misafirim oldu. E durum böyle olunca yemekler özenle seçildi ve Serpil halamın ve Ümran ablamın katkılarıyla özenle ve sevgiyle hazırlandı. Pide ve karnabahar salatası için halama, kısır ve makarna salatası için de Ümran ablama yardımlarından dolayı çok teşekkür ederim.
Diğer konuklarım kuzen Rukiye ve Serap abla, Ayşen abla, kuzen Aslı ve junior kuzen Korkut'tu. Junior kuzeni de yemeklerden tadarken fotoğraflamak isterdim ama elektroniklere o kadar meraklı ki evde tüm cihaz-cep telefonu-vs ya örtü altı edildi, ya şarjı bitti ya da bozuldu dendi :). Ama yakışıklı Korkutcuğum evi keşfetme turlarının devamında guzel abla kuzenleriyle cilveleşmeyi de ihmal etmedi :))

Yoğun çalışmalarım :) Cuma akşamından başladı. Sonuçta misafirlerimi memnun etmeyi başardım. Yedik, içtik, güldük, eğlendik... Aşağıda soframızın genel görünümü:




EVENEZ USULÜ PİDECİKLER
Yukarıda, soframızda, görünmeyen Evenez usulü pideciklerle başlıyoruz tariflere. Bu pideleri Serpil halama borçluyuz. Biz peynirlisini yaptık. Sizler çiğ kıyma-domates-biber karışımına kolay yaymak için biraz da su ekleyip de iç malzeme olarak kullanabilirsiniz. Ya da benim ertesi gün artan hamurla yaptığım denemedeki gibi kaşarlı da deneyebilirsiniz. Ama kaşarlısı biraz tuzsuz oluyor, söyleyeyim.



Hamurun malzemeleri:
5-6 bardak un
1 yumurta
1 paket toz maya (kabartma tozu büyüklüğünde bir paket)
1 fincan süt
1 fincan sıvı yağ
1 tatlı kaşığı tuz
Yumuşak bir hamur olacak şekilde aldığı kadar su (bu sefer un ölçülü, su aldığı kadar :) )
İç malzemesi:
yarım kg beyaz peynir
yarım demet maydanoz
Üzeri için:
1 yumurta

Hamurumuzu hazırlayıp 1-2 saat dinlendirdikten sonra yumurta büyüklüğünde parçalar alıp, yuvarlayıp unladığımız tezgahımıza diziyoruz. Daha sonra bu parçaların üzerine un serperek merdane ile oval şekilde açıyoruz ve içine malzemeyi dağıtıyoruz. Benim aldığım beyaz peynir çok krem peynir kıvamında olduğundan zor sürüldü. O yüzden sert bir peynir kullanın derim. Hamurun kenarlarını içe doğru kıvırıp kapatıyoruz ve kenarlara çırptığımız yumurtayı sürüyoruz ve 15-20dk daha dinlendiriyoruz. Dilerseniz bizim yaptığımız gibi artan yumurtayı pidelerin içlerine dökebilirsiniz. 240-250 derecede önceden ısıtılmış fırında 10-15 dakika pişiriyoruz.


Bu gördüğünüz de benim denemem :). Hamuru açarken elime yüzüme bulaştırdım sanmıştım bu işi. Ama pideler pişip de eşim ve misafirimiz Esra da çok beğenince mutlu oldum.

KISIR

Kısır için ise malzememiz: yarım kilo köftelik bulgur, dilediğiniz kadar salatalık turşusu, dereotu, maydanoz, roka, taze nane, taze soğan (tümü çok ince kıyılmış), 1 domates (çok küçük doğranmış), domates salçası (ben Tat'ın 170gr lık mini konserve salçasından kullandım, biber salçası da kullanılabilir), tuz, karabiber, kırmızı biber, kimyon, 1-2 limonun suyu

Bulguru soğuk su ile üzerini geçmeyecek ama tüm bulgurlar da ıslanacak şekilde ıslatıyoruz ve suyu çekmesini bekliyoruz. Eğer tadına baktığınızda sert ise biraz daha ıslatabilirsiniz. Bizimkine bu kadar ıslatma yetti. Sıcak suyla ıslatınca çamur gibi oluyor diyenlere müjde :) Ben de bu yöntemi yeni öğrendim.
Salçayı ilave edip tahta kaşıkla tamamen salçayı yedirene kadar karıştırıyoruz. Sonrasında turşu, yeşillik ve domatesi ilave ediyoruz. Baharatları da ekliyoruz. Limon suyunu da katıp karıştırıyoruz. Biberle süsleyip servis yapabilirsiniz.

PORTAKAL SUYUNDA KEREVİZ

Malzemeler:
2-3 adet kereviz
2 küçük patates
2 havuç
yarım konserve bezelye
1 kuru soğan
3 portakal
yarım limon

Kerevizleri soyup 2 cm kalınlığında halkalar halinde doğruyoruz. Patatesleri de soyuyoruz. Kerevizle birlikte kararmaması için limonlu suda bekletiyoruz. Bu arada ikiye bölüp sonra da enine yarım daire halkalar halinde doğradığımız (piyazlık gibi) soğanları yağda pembeleşene kadar kavuruyoruz. Küçük küpler halinde doğradığımız havucu da ilave edip biraz daha çeviriyoruz. Bezelyeyi ve yine küçük küpler halinde doğradığımız patatesi de katıp, 1-2 kaşık da domates suyu katıp karıştırıyoruz ve üzerine kerevizleri dizip tuzunu ayarlıyoruz. Son olarak sıkılmış portakal ve limon suyunu katıp, kaynayınca kısık ateşte pişiriyoruz.
Portakal suyu çok hoş bir lezzet veriyor. Servis yaparken kerevizleri tabağa alıp malzemeyi de üzerine koyarak sunabilirsiniz. Bu tarif için Gülnur teyzeme teşekkürler.

MAKARNA SALATASI

Malzemeler:
1/2 paket düdük makarna
dilediğiniz kadar salatalık turşusu, dereotu, maydanoz, roka, taze nane, taze soğan (tümü çok ince kıyılmış)
1 domates (çok küçük doğranmış)
400 gr kadar yoğurt
3-4 kaşık mayonez
Tuz

Makarnayı haşlayıp süzüyoruz. Hazırladığımız tüm malzemeyi katıp karıştırıyoruz. Tuzunu ayarladıktan sonra başka bir kapta harmanladığımız yoğurt-mayonez karışımını da makarnaya ekleyip karıştırıyoruz. Taze nane yapraklarıyla süsleyip servis yapabilirsiniz.

KARNABAHAR SALATASI


Malzemeler:
1 top karnabahar
1 bardak yoğurt
2 kaşık mayonez
1 çay bardağı kıyılmış ceviz
Kıyılmış maydanoz, tuz

Karnabaharı haşlıyoruz ve küçük parçalara doğruyoruz. Diğer malzemeler de ilave edip harmanlıyoruz.

KAKAOLU ŞOKO

Malzemeler:
1,5 paket
eti kakaolu bisküvi
2 avuç kıyılmış ceviz
1 paket krem şanti
1 bardak süt
2 yemek kaşığı şeker
1 silme yemek kaşığı kakao

Sosu:
1,5 su bardağı su
1 yemek kaşığı mısır nişastası
5 çorba kaşığı şeker
2 yemek kaşığı kakao

Kakaolu bisküvileri 4-5 e bölüyoruz. Cevizi de ilave ediyoruz. Krem şantiyi süt, şeker, kakao ile çırpıyoruz. Bisküvi-ceviz karışımına ilave edip güzelce karıştırıyoruz. Borcama yayıp üzerini düzlüyoruz. 1 gece buzlukta bekletiyoruz.
Sosunu, tüm malzemeyi karıştırarak pişiriyoruz. Koyu kıvama gelince altını kapatıp soğuyana kadar karıştırıyoruz. Şokomuzu servis etmeden 20 dakika kadar önce buzluktan çıkarıyoruz. Aksi halde dilimlemek imkansız oluyor.
Dilimleyip üzerine kakaolu sostan döküp servis ediyoruz. Dilerseniz üzerine meyve de koyabilirsiniz. Gerçekten de çok basit ve enfes bir tarif. Bu tarif için de Aysun ablama teşekkürler..

12 Mart 2007

Kabakçiçeği Dolması

Haftasonum bol yemekli geçti. Cumartesi günü misafirlerim vardı ve oldukça bol tarifli de bir soframız. Soframız yarın huzurlarınızda olacak. Bugün ise kabakçiçeği dolmamız var menüde. Cuma günü Metro'ya alışverişe gittiğimde görünce almadan edemedim kabakçiçeklerini. Aslında ilk denememdi ama her dolma aynı şekilde yapılır, becerirsin Selen deyip koyuldum işe.

Kabakçiçeği bana hep çok sempatik gelmiştir. Faydalarını da araştırdım internetten ama bulamadım. Hakkında bilgi olarak verebileceğim ise Bodrum/Gümüşlük'ün yöresel yemeklerinden olduğu ve Midilli'de pirinç yerine peynirle de pişirildiğidir.

Şimdi gelelim benim tarifime. Öncelikle küçük boy bir soğanı küp küp doğrayıp hafifçe kavuruyorsunuz ve soğumasını bekliyorsunuz. Çiğden koymuyoruz çünkü kabakçiçeği yaprakları çok narin ve biber dolmaya göre çabuk pişiyor. E çiğden koyarsak da soğanlarımız iyi pişmemiş oluyor. Daha sonra soğana, kıyılmış maydanoz-dereotu, 1 domates rendesi ya da 2-3 kaşık domates suyu, , 1 havuç rendesi, tuz-karabiber ve 12 kabakçiçeği için 10 tatlı kaşığı pirinç ekliyoruz.


Çiçeklerimizi sudan geçirip süzdürüyoruz. Dikkatlice yapraklarını açarak içlerini dolduruyor ve bohça gibi kapatıyoruz. Ben açılmasınlar diye kürdanla da tutturdum. Tencereye dizdikten sonra üzerine zeytinyağı gezdirip, yarım limon suyu sıkıyoruz. Ve dolmaların yarısını geçmeyecek şekilde su koyup pişiriyoruz. Hepinize afiyet olsun..



01 Mart 2007

Zeytinyağlı Enginar


Bu da yine dün akşam düdüklü yardımıyla toplam 10 dakikada pişirilmiş bir yemektir :)
10 dakikanın 7 dakikası maydanoz ve taze soğan doğramakla, 2 dakikası kaynama ve ardından düdüğün çıkmasıyla, 1 dakika da pişmesiyle geçmiştir. Hatta ben tesadüf dün akşam karnabahar da haşladığımdan ondan çıkan yaprakları da bu yemege doğradım. Yeşillikleri düdüklünün tabanına yaydım, üzerine enginarları dizdim, 1 avuç pirinç serptim, tuzunu-zeytinyağını ayarladım ve en son yarım su bardağı suyla domates suyunu karıştırıp üzerine gezdirdim. Enginarları sonbaharda migrostan paker paket alıp buzluğa atmıştım. Suyuyla dondurduğum için erimesini beklemem gerekti bir süre.

Çok pratik, lezzetli, bol yeşilli ve hoş görünümlü bir yemek oldu. Tabi enginar sevene :)
Afiyet olsun.

16 Şubat 2007

Zeytinyağlı Taze Bakla




.............................................................
...........................................................
....................................................................................
Sizlere bahsettiğim düdüklü tenceremle zeytinyağlı baklamı yaptım. Toplamda hazırlaması hızınıza göre değişir ama pişmesi sadece 5 dakika sürdü. Dayanamadım tadına baktım gayet de lezzetliydi.. tavsiye edilir.
Yarım kilo taze baklayı yıkayıp başlarını kesin ve ikiye-üçe bölün. Su ve yarım limonun suyunu karıştırın. Baklaları böldükçe bu suya atın ki kararmasın. Daha sonra 1 demete yakın taze soğanı doğrayın, düdüklüde zeytinyağında hafif çevirin. Soğanlara baklaları da süzüp ekleyin ve tuz ilave edin. Kısık ateşte biraz daha karıştırın. Son olarak yarım limon suyu sıkıp ilave edin ve 1 çay bardağı su+1 çorba kaşığı unu çırpıp ekleyin. Dereotlarını da ince ince kıyıp en üstüne yayın. Düdüklünün kapağını kapatın. Kaynayıp da düdüğü çıktıktan sonra sadece 5 dakikada yemeğiniz hazır.
Sevgiler..

MySpace

30 Ocak 2007

6. tarif: Zeytinyağlı Havuç

6. tarif de sonunda geldi. Girit'e uygun olarak zeytinyağlılardan gitmeye devam ediyoruz. Ve karşınızda zeytinyağlı havuuuuuuçç...
Gerekli malzemeler dilediğiniz kadar havuç (ben migroslardaki hazır paket havuçlardan aldım), 3/4 demet XXX taze soğan, 1 avuç pirinç, 1 demet dereotu (ben çok sevdiğimden bol koydum), tuz, şeker.


Taze soğanları doğrayıp zeytinyağında hafif öldürün. Daha sonra doğradığınız havuçları da ilave edin ve biraz daha kavurun. Son olarak tuz, 1 tutam şeker serpiştirin ve pirinci de katıp 1 çay bardağı kadar su koyun. Kaynayınca kısık ateşte pişirin. Pişince dereotunu da en üste yayın ve tencerenin kapağını kapatıp 5-10 dakika bekletin. Afiyet olsun..

MySpace



19 Ocak 2007

Zeytinyağlı Kabak



Malzemeler çok basit, bu yemeği çok pratik olarak hazırayabilirsiniz. 3-4 adet kabak, istediğiniz miktarda xxxx yeşil biber, taze soğan, kuru soğan, küp doğranmış domates, tuz, yarım limonun suyu.

Kabak hariç sebzeleri doğrayıp limon suyu ve tuzla harmanlayın. Daha sonra kabakları yassı yassı ya da xxxx önce boyuna 4 e sonra da enine 3 e bölüp hazırlayın. Tencereye bir sıra kabak sizin üzerine harmanladığınız sebzelerden yayın, tekrar kabak dizin ve sebze yayın. En son üzerine yağ gezdirin ve 1 çay bardağı kadar xx su ekleyin. Yaklaşık yarım saat içinde pişirin. Piştiğinde üzerine dereotu doğrayın ve servis yapın. Çok sağlıklı ve lezzetli, bir o kadar da basit bir yemek. Afiyet olsun.

MySpace