21 Temmuz 2008

Tuana prensese baby shower


Mini baby shower'ımızı yapalı 2 haftayı geçti. Nefis lezzetlerle güzel bir gün geçirdik. Davetiyemiz Yasocuğumdandı. Menümüzde kısır, yaprak sarma, kıymalı börek, kurabiyeler, soğanlı-biberli ekmek ve sevgili Işıl'dan güne özel pastamız vardı.
Aradan zaman geçse de tarifi talebinizi unutmadım arkadaşlar. Ancak yazıyorum kusura bakmayın. Sevgili Pelinciğimin nefis taze soğanlı, kırmızı biberli ekmeğinin tarifini aşağıda bulabilirsiniz. Aslında ekmek yerine kek demek daha doğru olur. Tek başına bile afiyetle yiyebileceğiniz lezzette çünkü...




Tarif Pelin'in kaleminden şu şekilde:
Malzemeler:
1 su bardağı süt
1/2 su bardağı su
3 tatlı kaşığı kuru maya (ben bir dr oetker kullandım)
4 tatlı kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1/4 su bardağı sıvı yağ
1 corba kaşığı sirke
4 su bardağı un
1/2 doğranmış soğan
5 diş sarımsak1 demet maydanoz
2 ymk kaşığı margarin
ek olaraktan bir demet taze soğan
taze nane
azıcık zeytin ezmesi
1-2 tane kırmız tatlı biber

Yapılışı:
Öncelikle ılık süt ve su karışımına maya ve şekeri ekleyerek 10 dk kabartıyoruz. Daha sonra tuz, sirke, yağ ve unu da ekleyerek yumuşak ama ele yapışmayan bir hamur elde edeceğiz.
Eğer yapışırsa bir miktar un eklemekte fayda olabilir. Bu arada margarin ile(ben zeytinyağı kullandım) soğandır biberdir maydanozdur nanedir bunları biraz çeviriyoruz. Ben yeşillikleri kaybolmasın diye soğanlar biberler karamelize kavrulunca otgilleri sonradan koydum (fesleğeni unuttum zannediyorum). Bu arada hamur kabarması önemli bir konu. 1 saat kadar kabarıyor kabarmış hamuru azıcık merdane ile açıp bu malzemeyi içine koyup karmakarışık olana kadar yoğuruyoruz yoğurmak zorlaşınca bir miktar un eklemesinde bulunabilinilir. Sonrasında yaklaşık 1 saat daha dinlendirip tekrar yoğuruyoruz ve tepsiye top yapıp koyuyoruz. Bıçakla üzerine çizikler atıp tepsiyi 260 derece fırında ( önceden ısınmış olması gerekiyor) üzeri kızarana kadar pişiriyoruz. Çok dikkatli olmak lazım zira yanıveriyor, 1 dakikanın bile önemi var.. Afiyet bal şeker olsun...

28 Mayıs 2008

30 hafta, 30 yaş

Artık yazmanın vakti geldi... Bir de böyle güzel bir pasta yapılmışken övmeden duramayacağım.

Pazartesi eşimin doğumgünüydü. O otuzuna girerken, ailemizin yeni üyesi de 30 haftasını tamamladı. Arkadaşlarımızı çağırıp eşime süpriz yaptım. Bu süprizde sevgili hanimiş Işıl'ın da katkısı büyük oldu. Yanda gördüğünüz lezzetli ve güzel pastayı hazırladı bizim için. Kızı kucağında fener maçını izleyen doğumgünü çocuğu babamızı görüyorsunuz. Ben de yanına peynirli, kıymalı ve patlıcanlı iki çeşit börekle yaprak sarma hazırladım. Süprizi de sorunsuz ve çaktırmadan başardık. Tuana bebeğimizle ilk doğumgünümüzü kutladık. Eh şimdi anlaşıldı sanırım neden Levent Yüksel'den 'Tuana' şarkısını seçtiğim :) Bundan sonraya ise sağlıklı bir doğum dilemek kalıyor.

Bu güzel pasta varken sönük kalacağından, alman pastası tarifimi de bir sonraki yazıya bırakıyorum. Herkese kocaman sevgiler...

14 Mayıs 2008

Tel Kadayıflı Muhallebi


Yaklaşık 2 haftadır bu tarifi yapıp yayınlamayı bekliyorum. Ankara'da yengemden aldığım bu tarif çok lezzetli, hafif ve bir o kadar da hoş görünümlü. Umarım dener ve beğenirsiniz.

Malzemeler:
250 gr tel kadayıf
1 çay bardağı yağ (1/2 tereyağ, 1/2 sıvı yağ)
1 su bardağı şeker (ben kullanmadım, şekersiz de çok lezzetli oldu)
1 su bardağı dövülmüş ceviz
Hindistan cevizi

1 kilo süt
1 su bardağı şeker
4 yemek kaşığı nişasta
4 yemek kaşığı un
1 paket krem şanti
1 paket vanilya

Yapılışı:
Kadayıfı bütün olarak koyup yağda kavurun. Kavruldukça parçalanıyor. Pembeleşince altını kapatıp cevizi ekleyin.

Süt, şeker, nişasta ve unu pişirin. Piştikten sonra 1 yemek kaşığı tereyağı/margarin ekleyin ve karıştırın. Daha sonra krem şanti ve vanilyayı da ekleyip iyice çırpın.

Kadayıfın yarısını borcama serin. Üzerine ılınmış muhallebiyi dökün. Hindistan cevizi serpin ve en üste de kalan kadayıfı yayın. Kadayıfı tatlının yeneceği gün kavurmaya dikkat edin. Aksi taktirde yumuşar ve o çıtır lezzeti kaybolur.

Sevgiler

18 Nisan 2008

Dünyayı Güzellik Kurtaracak


Yasocuğum çocuklarla ilgili yeni bir mim'de sobelemiş beni. Konumuz çocuk istismarını durdurarak dünyada güzelliğe katkıda bulunmak. Birçok ülkede ve en önemlisi ülkemizde de çocuk istismarını hergün haberlerde izliyoruz. Kaçırılıp zorla çalıştırılanlar, bedeninde sigara söndürülenler, dövülenler.... Hayretler içinde bazen ağlayarak nasıl yapıyorlar diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz.
İstanbul'da hepimiz trafiğin içindeyiz. Hergün aileleri tarafından para kazanmak için yollara dökülen çocukları görüyoruz. Temizlikten, saygıdan, eğitimden yoksun bir şekilde yanımıza yaklaşıp, önce konuşup sonra da istediklerini elde edemeyince saygısızca inatlaştıklarına şahit oluyoruz. Hem iyi yetişmiyorlar ve belki de büyüdüklerinde herkese zararlı bireylere dönüşüyorlar; hem de ailelerin yararı için küçük yaşta çalışmaya zorlanıyorlar.

Çok eskilerden hatırladığım evimizin önünde kaybolmuş ağlayan bir çocukla karşılaştığımız ve henüz 13-14 yaşımda olmama rağmen o çocuğu üşümesin diye mantomun içine sarmamdı. Sümükleri akmış, gözleri yaşlı bu miniğin ailesini bulmuş muyduk onu bile hatırlamıyorum. Zaten geçmiş hafızam kötüdür. Sadece beni etkileyen kareler kalır aklımda geçmişten.
Çocukluğumda öğrendiğim ilk şarkı kuş sesleri idi. Hatta bir video görüntümde yemek masasında herkesi susturmaya çalışarak cıyak cıyak bu şarkıyı söylüyorum :) Ama sizlere bunun sözlerini değil Levent Yüksel'den Tuana'nın sözlerini vermek istiyorum. Çocukluğumda değil ama ortaokul yıllarımdaki en meşhur şarkılardan biriydi. Peki neden mi bu şarkı? Hem eşimle aramızda özel bir anlamı var hem de.... Eh onu da bilen biliyor :))

LEVENT YÜKSEL - TUANA
Tuana, dallarına karlar yağıyor tuana
Ay, yüreğine ayaz vurur da
Sen üşürsün oralarda
Uyan, artık uyan
Kara gülüm zaman yok, kara gülüm
Mekan yok
Tut, asırlık umutlarla acılarla
Tut, bırakma peşini hayatın ateşini gel
Ah, akıp gider oyun akıp gider
Devam eder hayat
Ah, uyan da gel tuana
Yüreğim kan ağlıyor
Sana söz yine baharlar gelecek
Sana söz ışık sönmeyecek
Ölüm yok ki tuana uyan
Şimdi yaşanacak

10 Nisan 2008

Mısır Gevrekli Tavuk


Bu menüyü birkaç hafta önce teyzemde tatmıştım ve gerçekten de bayılmıştım. Salı günü de yine Fenerbahçe maçını izlemek için toplanan ahaliye pişirmeye karar verdim. İyi ki bu ahali geliyor da sayfama koyacak yemekler yapıyorum :) Beğeneceğinizi düşünüyor ve sizi tarifle başbaşa bırakıyorum.

Malzemeler:
14 parça Izgara Tava tavuk (paketinde bu şekilde belirtiyor. Kemiksiz pirzola olanlar)
2 paket krema (ben Sek kullandım)
1 su bardağı süt
Sade Corn Flakes
Tuz, karabiber

Yapılışı:
Sabahtan kremayı süt ile inceltip derin bir kapta tavukları bu sos, tuz ve karabiberle marine edin. Ben tavuk sayısı fazla olduğundan iki kapta yaptım. Üzerini kapatıp buzdolabında bekletin. En az 4-5 saat beklemesi gerekiyor.

Pişirmeden önce mısır gevreklerini elinizle çok fazla ufalamadan parçalayın. Borcamınızı yağlayıp fırınınızı 200 dereceye getirin. Marine sostan aldığınız tavukları paketten çıktığı gibi katlı haliyle (pirzola gibi açmadan) mısır gevreğine bulayın ve borcama dizin. Ben kare borcam kullandım ve 14 parça tavuk tam sığdı. Borcamın dibini kaplayacak kadar yaklaşık yarım çay bardağı marine ettiğiniz karışımdan ve yarım çay bardağı da su ilave edin ve fırına verin. Fırının en alt rafına yerleştirin ki mısır gevrekleri yanmasın. 45dk-1saat içerisinde pişecektir.

Yapması kolay ve görünüşü şık bir yemek. Davetlerinizde deneyebilirsiniz.
Afiyet olsun...