09 Mart 2007

Yorum bırakma tarifi

Baktım ki birçok arkadaşım blogumu ziyaret ediyor fakat yorum bırakmıyor. Neden bırakmadınız dediğimde ise "E nasıl bırakacağız ki?" sorusuyla karşılaşıyorum. Ben de dedim ki bu işi tarif etmek lazım.

Öncelikle efenim, her postun altında görebileceğiniz, aşağıdaki resimde de örnekle gösterilmiş olan X comments yazısına tıklıyorsunuz.

Tıklamanın ardından size ikinci bir pencere açılıyor aşağıda gördüğünüz üzere. Bu penceredeki alana bloguma olan ilginizi, yemek tariflerimi çok beğendiğinizi ve beni çok sevdiğinizi yazıyorsunuz :)))


Daha sonra yazım alanının alt kısmında, eğer ki blogunuz yoksa, other'ı tıklayıp isminizi yazıyorsunuz ve "publish your comment please". Burada bir de size ekranda gösterdiği harfleri altındaki kutuya aynen yazmanızı istiyor (word verification)
Bu noktadan sonra yorum bıraktığınıza dair bana haber geliyor ve ben onaylayınca yorumunuz sayfada yer alıyor. Umarım tarifin faydası olur. Sevgiler hepinize..

08 Mart 2007

Blogum çiçek açtı




Kadınlar günümüz kutlu olsun...

Düşündüm taşındım, kadınlar ne sever çiçekten başka dedim ve aklıma çikolata geldi :) yüzyıllardır vazgeçilmeyen bir tat. O yüzden de size bu akşam çok kısa bir sürede kendinize hazırlamanız için bir puding tarifi de vermek istedim. Az sonra...
Önce kadınlar günü temamız sonra da gülümseten lezzet temamız geliyorr..









..
Kadınlar çiçektir..
Kimi kaynana dili gibi dikenli,
Kimi gelincik gibi narin,
Kimi gül kadar asil ve güzel,
Kimi sarmaşık gibi karmaşık,
Kimi ise papatya gibi masumdur....
.....
Kadınlar çiçektir..
Bir avuç toprak görüp, sevgi ile beslendiklerinde yürekleri yeşeriverir. Sevmeye adamışlardır kendilerini. Yaşamları boyunca mutluluğu kovalamak ve paylaşabilmek isterler..
....
Bugün, kadınlar gününde çevrenizdeki tüm kadınlara bir çiçek olduklarını, Sevildiklerini hatırlatın ki Mutlu olsunlar..
....
Şimdi de kendinizi mutlu edin. Kakaolu topkekinizi kaseye yerleştirin. Üzerine muz doğrayın ve kıyılmış fındık serpin. Son olarak pişirdiğiniz kakaolu pudingi de üzerine dökün ve en üste de fındık serpin. Topkekli, muzlu kakao rüyasına hoşgeldiniz.


Pudinginizi yerken benim için de gülümseyin.
















07 Mart 2007

Hissettiklerini yazmayı erteleme

Ben yazmayı pek beceremem. Lisedeyken de kompozisyon yazın dendiğinde çok zorlanırdım. Öyle yarışma birinciliklerim, edebi yanım falan da yok. Ama bu sabah birden içimden geldi ve hislerim uçup gitmeden yazayım istedim. Yemek tadında değil yürek tadında bir yazı çıktı ortaya... Sevgiler

""""""

Korkularım var bu ara, sevdiklerimi kaybetme korkusu. Bu yaşa kadar güvendiğim, bir karar veremediğimde her an danışabileceğimi bildiğim, her sıkıntımda yanıbaşımda bulabileceğim insanları kaybetme korkusu. 27 yılımın bir anının bile onlarsız geçmediğinden mi, kendime güvenmemekten mi bilinmez.. alışkanlık belki de.. alışkanlıklarıma çok bağlıyım biliyorum. En ufak bir esyasından bile vazgeçemeyen ben, ki hiçbir eşyanın kıymetinin olmadığı bu dünyada, sevdiklerimden nasıl vazgeçebilirim ki.. 2006'da çok sevdiğim insanları kaybettim, çok sevdiğim insanların çok sevdiği insanları kaybettiğini gördüm. şanslıyım aslında 27 yıldır böyle acılar yaşamamıştım. Belki de bu yüzden, kendimi büyümüş hissetmeme rağmen, bu acıları kaldıracak gücüm yok. Zamanlı ya da zamansız, ben ayrılıklara dayanamıyorum. Bu korkularla yaşıyorum bu aralar...



Başka ne var derseniz telaşlarım var nereye ve nasıl yetişeceğimi bilmeden sanki avucumun içinden birşeyler kayıp gidecekmiş gibi... Hayat hem çok yavaş hem de çok hızlı akıyor. Sevdiklerimi yeteri kadar arayamıyorum, göremiyorum. İşten eve koştur, yemek yap-ye, toparlan derken zaman yetmiyor. Hele haftasonları 2 gün hiç yetmiyor. Sanki zaman önümden koşturuyor ve ben istediğim hiçbirşeyi yapamayacakmış, görmek istediğim hiçbiryeri gezemeyecekmiş gibi hissediyorum. Halbuki daha yaz bile gelmedi, bu telaş niye....

Sorun bende mi, büyümeye alışamamakta mı bilmiyorum. karamsarım bu aralar. düşünmeye fazla vakit bırakmamaya çalışıyorum. Düşünmek korkutuyor 3-5-15 yıl sonrasını..

Ve kendimi yargılıyorum düşündükçe. İnsan kendini, eksiklerini fazlalarını bu yaşa gelince anlıyormuş meğer ve kendinden bazen utanıyor, nefret ediyormuş. Bir bakıyormuş ki bunca sene okuyup çabaladığı mesleği aslında onu mutlu etmiyor, hayatla ilgili hayallerinin çok azını gerçekleştirebiliyor, 27 senedir alıştığı hayatının çok dışında farklı bir tarzda yaşamaya alışması gerekiyor. Mesleğine bakınca görüyor ki yetenekleri, hoşlandıkları ve yaptıkları uyumsuz. Diyor ki hayat bu mu, sırf daha rahat geçinmek için hayattan zevk almamak mı lazım. Bu kadar çalışmak mı lazım, yoksa daha çok keyif alınan daha az çalışılan bir iş mi. Çocuk mu kariyer mi.. Ev kuşu olmak mı, dibine vurana kadar gezmek mi.. O mu bu mu..

Herkesten duyuyorum 'büyümek iyi değilmiş'. Biliyorum ki bu da bir dönem ve geçecek. Geçene kadar da bizden birşeyler götürecek. 27 yıllık alışanlıklardan vazgeçmek zor.. Bize kattıkları da olacaktır eminim ki.. En kısa zamanda alışmak ve bundan sonrasında daha yavaş büyümek dileğiyle...
""""""

06 Mart 2007

Alada ve patates püresi

Bu sefer de bir Girit yemeği ile karşınızdayım. Bu yemeğin adı Alada (ikinci a'yı şapkalı gibi incelterek ve uzatarak okuyun). Haftasonu Ankara'ya anneannemi ziyarete gittim. Orada blogumu ilk açtığımda da adı geçen Tülin teyzemle görüştüm. Tülin teyze anneannemin dayısının kızı. Misafirleri geleceğinden alada yapmayı düşündüğünü söyleyince hemen tarifini aldım. Hatta bir tarif daha verdi, onu da gelecek günlerde sunacağım.


Peki patates püresinin özelliği ne diyeceksiniz. Ben annemden gördüğüm kadarıyla patatesleri yassı yassı doğrar, haşlar ve süt+biraz tereyağı ile ezerek püre haline getirirdim. Tülin teyzenin dediğine göre anneannemin annesi püreyi süt ve tereyağı yerine, zeytinyağı ve limonla ezerek yaparmış. Ben de denedim ve gerçekten lezzetliydi. Zeytinyağı limon dengesini tadına bakarak ayarlayabilirsiniz.

Aladanın tarifi ise şöyle:
Normalde 1 bütün tavuğu alıp haşlıyorsunuz. Fakat miktar çok olacağından ben kemiksiz but ızgara aldım, 700gr civarıydı. Tavukları tuzunu da ekleyip haşladıktan sonra didikleyip bir kenara ayırıyorsunuz. Kendi ölçümü vermeye devam etmek gerekirse; 3 dolu çorba kaşığı unu yağda kavuruyorsunuz. Bu karışıma tavuğu haşladığınız sudan ekliyorsunuz. Ben yaklaşık 3 kepçe ekledim. Yavaş yavaş kıvamına bakarak ekleyin. Boza kıvamında bir yoğunluk elde etmeniz gerekiyor. Tavukları da bu karışıma ekleyip biraz daha ocakta kısık ateşte tutuyorsunuz. Dilerseniz tavuklarla beraber dövülmüş sarımsak da ilave edebilirsiniz.
Bu arada yağ-salça-kırmızı biberden bir sos hazırlıyorsunuz. Son olarak tabakta tavuğun üzerine bu sostan gezdirip püre ile birlikte servis yapıyorsunuz.
Afiyet olsun.

02 Mart 2007

Halamın Peynirli Böreği


En sonunda Evenez'den bir lezzet sunuyorum size. Halamın peynirli böreği.. Kat kat lezzet, ben bayılıyorum bu böreğe. Dün akşam tarifini aldım. Açıkçası 50 kat hamur açılıyor zannediyordum bu börek için ama hiç de o kadar zor değilmiş. Umarım beğenirsiniz..

Malzemeler:
3 yumurta,
1 bardak süt,
1 bardak yoğurt,
1/2 bardak sıvı yağ,
1 tatlı kaşığı tuz (bu karışımdan yarım çay bardağı kadar ayırın)
1/2 kabartma tozu
aldığı kadar un (4-5 bardak civarı)
ile hamurumuzu yoğuruyoruz. İçi ve böreği yağlamak için de;
1 kalıp beyaz peynir,
1/2 demet maydanoz,
1 paketden biraz az margarin.

Yapılışı:
Hamur yoğrulup iki parçaya ayrılır. Yarım saat dinlendirilir. Parçalar sırasıyla 2-3 mm kalınlığında açılır, margarinle açılmış hamurun üstü yağlanır. Hamur önce iki yanından içe doğru katlanır, yağlanır; tekrar iki ucundan katlanır ve yağlanır ve en son üstüste getirilerek katlanır ve yağlanır. Aşağıda bu yapılışı çizimle :)tarif etmeye çalıştım. Halam böreği yaparken yanında olmadığımdan fotoğrafını sunamıyorum.

İki parça da bu şekle getirilip rulo gibi sarıldıktan sonra 30dk-1 saat daha dinlendirilir.
Sonrasında parçalar tepsiniz büyüklüğünde açılır. İlk parça yağlanmış tepsiye konur. Üzerine ezilmiş peynir-maydanoz karışımı yayılır. Diğer hamur da üzerine serilir ve ilk başta ayırmış olduğumuz yumurta-süt-yoğurt-yğ-tuz karışımı böreğin üstüne sürülür. Dilimlenir ve 200 derecede üzeri kızarana kadar pişirilir.
Sonuç mükemmel, kat kat lezzet..