16 Mart 2007

İşyerinde Veda (kolay börek ve zeytinli kek)

Bugün 2 senedir beraber çalıştığım bir arkadaşım işten ayrılıyor. Sebebi basit: daha iyi koşullar, yüksek maaş, özel sağlık sigortası, kariyer gelişimi. Darısı hepimizin başına..

Veda için dün akşamdan börek ve zeytinli kek hazırladım ve sabah hep beraber kahvaltımızı ettik. Tabiki kolay tarifler seçmem gerekiyordu. Bunun içinde başladım internetten araştırmaya "kolay börek" yazarak. Karşıma Rengarenk'in (Nazlı) sayfası çıktı. 2005'te birkaç tarif verdikten sonra bir süre ara vermiş sanırım ve 2007'de tekrar aramıza dönmüş. Sayfasındaki kolay rulo börek tarifini ben de yapıyorum. Gerçekten de lezzetli oluyor. Hatta bu sabah da patateslisini hazırladım. Fakat benim ikinci bir kolay börek tarifine ihtiyacım vardı ki onu da yine Nazlı'nın sayfasında buldum. Tarife buradan ulaşabilirsiniz. Ben sadece fotoğrafları koyuyorum.

Sadece dikkat etmeniz gereken bir nokta belirtmek isterim. Benim tepsim büyük olduğundan en alta serdiğim yufkayı kapadığımda ortada peynirlerin gözüktüğü bir kısım kaldı. Son yufkayı da üste koyunca bol peynirin üzerinde tek kat yufka yeterli olmuyor. O yüzden ya tepsinizi uygun ebatta seçin ya da ilave yarım yufkayla da o kısmı örtün derim.

Şimdi de gelelim benim daha doğrusu annemin tarifine.. Ben ortaokuldayken annem ne zaman bu zeytinli keki yapsa bayılırdım. İlk yapılıp da ılınınca yerseniz çok daha lezzetli oluyor.

Malzemeler:
125 gr becel
2 yumurta (birinin sarısını üzerlerine sürmek için ayırın)
1 kahve fincanı sıvı yağ
2 kahve fincanı yoğurt
2 çay kaşığı tuz
4 bardak un (benimki 4 bardakla oldu, ama tarifte kulak memesi kıvamı deniyor)
yarım paket kabartma tozu
2 konserve şişe Fora siyah dilimli zetin

Zeytin hariç tüm malzemeyi yoğuruyorsunuz. Ben kıvamı tutturmak için unu 1'er bardak 1'er bardak ilave ettim. Daha sonra hamuru 2 parçaya ayırıyorsunuz ve merdane ile dikdörtgene yakın bir şekilde açıyorsunuz. Açarken orta kısmı daha kalın(zeytinlerin altında kalan kısım), iki yanda kalan ve üste doğru kapatacağınız kısımlar daha ince olacak şekilde açın. Aksi halde yan parçaları tam üstüste kapadığınızdan kalın olur. Uç kısımlarını da bastırın ve tepsiye katladığınız tarafı alta gelecek şekilde ters yerleştirin. İki kekiniz de hazır olunca üzerine ayırmış olduğunuz yumurta sarısını sürün. 180 derece önceden ısıttığınız fırında üzeri kızarana kadar pişirin (yaklaşık 20-25 dk).

Hey gidi eski günler.. Eskiden Fora mı vardı, tek tek zeytinlerin çekirdeklerini çıkarır uğraşırdı anneciğim. Bizim işimiz çok kolay hanımlar, değil mi? Sevgiler..

14 Mart 2007

Doğru yazalım, Doğru konuşalım, Dilimizi Koruyalım ( DDD )



Sevgili Punto ve Berceste bir etkinlik başlattılar. Ben de duymayanlara buradan duyurmak istedim. Konu Türkçe'mizi düzgün kullanmak. Kendilerine çok teşekkür etmek istiyorum. Ben de Türkçe'yi olabildiğince düzgün kullanmaya çalışanlardanım.

Geçenlerde verdiğim "karnabahar salatası" tarifini yazarken tereddüt etmiş ve "karnıbahar" mı "karnabahar"mı diye TDK'nın web sitesine başvurmuştum. Doğrusu "karnabahar"mış.

Bu etkinlikten bahsetmeden edemedim. Sizler de emin olmadığınız kelimeler için mutlaka TDK'ya başvurun. Ayrıca internetten araştırırken de bireysel olarak ortaya çıkmış olan bir site keşfettim http://www.dilimdilim.com/ . Size de duyurmak isterim.

Sevgiler

13 Mart 2007

Cumartesi günü, Kuzenler günü

Bu Cumartesi baba taraf kuzenlerim bendeydi. Evimi ziyarete geldiler. Birkaçı ilk defa misafirim oldu. E durum böyle olunca yemekler özenle seçildi ve Serpil halamın ve Ümran ablamın katkılarıyla özenle ve sevgiyle hazırlandı. Pide ve karnabahar salatası için halama, kısır ve makarna salatası için de Ümran ablama yardımlarından dolayı çok teşekkür ederim.
Diğer konuklarım kuzen Rukiye ve Serap abla, Ayşen abla, kuzen Aslı ve junior kuzen Korkut'tu. Junior kuzeni de yemeklerden tadarken fotoğraflamak isterdim ama elektroniklere o kadar meraklı ki evde tüm cihaz-cep telefonu-vs ya örtü altı edildi, ya şarjı bitti ya da bozuldu dendi :). Ama yakışıklı Korkutcuğum evi keşfetme turlarının devamında guzel abla kuzenleriyle cilveleşmeyi de ihmal etmedi :))

Yoğun çalışmalarım :) Cuma akşamından başladı. Sonuçta misafirlerimi memnun etmeyi başardım. Yedik, içtik, güldük, eğlendik... Aşağıda soframızın genel görünümü:




EVENEZ USULÜ PİDECİKLER
Yukarıda, soframızda, görünmeyen Evenez usulü pideciklerle başlıyoruz tariflere. Bu pideleri Serpil halama borçluyuz. Biz peynirlisini yaptık. Sizler çiğ kıyma-domates-biber karışımına kolay yaymak için biraz da su ekleyip de iç malzeme olarak kullanabilirsiniz. Ya da benim ertesi gün artan hamurla yaptığım denemedeki gibi kaşarlı da deneyebilirsiniz. Ama kaşarlısı biraz tuzsuz oluyor, söyleyeyim.



Hamurun malzemeleri:
5-6 bardak un
1 yumurta
1 paket toz maya (kabartma tozu büyüklüğünde bir paket)
1 fincan süt
1 fincan sıvı yağ
1 tatlı kaşığı tuz
Yumuşak bir hamur olacak şekilde aldığı kadar su (bu sefer un ölçülü, su aldığı kadar :) )
İç malzemesi:
yarım kg beyaz peynir
yarım demet maydanoz
Üzeri için:
1 yumurta

Hamurumuzu hazırlayıp 1-2 saat dinlendirdikten sonra yumurta büyüklüğünde parçalar alıp, yuvarlayıp unladığımız tezgahımıza diziyoruz. Daha sonra bu parçaların üzerine un serperek merdane ile oval şekilde açıyoruz ve içine malzemeyi dağıtıyoruz. Benim aldığım beyaz peynir çok krem peynir kıvamında olduğundan zor sürüldü. O yüzden sert bir peynir kullanın derim. Hamurun kenarlarını içe doğru kıvırıp kapatıyoruz ve kenarlara çırptığımız yumurtayı sürüyoruz ve 15-20dk daha dinlendiriyoruz. Dilerseniz bizim yaptığımız gibi artan yumurtayı pidelerin içlerine dökebilirsiniz. 240-250 derecede önceden ısıtılmış fırında 10-15 dakika pişiriyoruz.


Bu gördüğünüz de benim denemem :). Hamuru açarken elime yüzüme bulaştırdım sanmıştım bu işi. Ama pideler pişip de eşim ve misafirimiz Esra da çok beğenince mutlu oldum.

KISIR

Kısır için ise malzememiz: yarım kilo köftelik bulgur, dilediğiniz kadar salatalık turşusu, dereotu, maydanoz, roka, taze nane, taze soğan (tümü çok ince kıyılmış), 1 domates (çok küçük doğranmış), domates salçası (ben Tat'ın 170gr lık mini konserve salçasından kullandım, biber salçası da kullanılabilir), tuz, karabiber, kırmızı biber, kimyon, 1-2 limonun suyu

Bulguru soğuk su ile üzerini geçmeyecek ama tüm bulgurlar da ıslanacak şekilde ıslatıyoruz ve suyu çekmesini bekliyoruz. Eğer tadına baktığınızda sert ise biraz daha ıslatabilirsiniz. Bizimkine bu kadar ıslatma yetti. Sıcak suyla ıslatınca çamur gibi oluyor diyenlere müjde :) Ben de bu yöntemi yeni öğrendim.
Salçayı ilave edip tahta kaşıkla tamamen salçayı yedirene kadar karıştırıyoruz. Sonrasında turşu, yeşillik ve domatesi ilave ediyoruz. Baharatları da ekliyoruz. Limon suyunu da katıp karıştırıyoruz. Biberle süsleyip servis yapabilirsiniz.

PORTAKAL SUYUNDA KEREVİZ

Malzemeler:
2-3 adet kereviz
2 küçük patates
2 havuç
yarım konserve bezelye
1 kuru soğan
3 portakal
yarım limon

Kerevizleri soyup 2 cm kalınlığında halkalar halinde doğruyoruz. Patatesleri de soyuyoruz. Kerevizle birlikte kararmaması için limonlu suda bekletiyoruz. Bu arada ikiye bölüp sonra da enine yarım daire halkalar halinde doğradığımız (piyazlık gibi) soğanları yağda pembeleşene kadar kavuruyoruz. Küçük küpler halinde doğradığımız havucu da ilave edip biraz daha çeviriyoruz. Bezelyeyi ve yine küçük küpler halinde doğradığımız patatesi de katıp, 1-2 kaşık da domates suyu katıp karıştırıyoruz ve üzerine kerevizleri dizip tuzunu ayarlıyoruz. Son olarak sıkılmış portakal ve limon suyunu katıp, kaynayınca kısık ateşte pişiriyoruz.
Portakal suyu çok hoş bir lezzet veriyor. Servis yaparken kerevizleri tabağa alıp malzemeyi de üzerine koyarak sunabilirsiniz. Bu tarif için Gülnur teyzeme teşekkürler.

MAKARNA SALATASI

Malzemeler:
1/2 paket düdük makarna
dilediğiniz kadar salatalık turşusu, dereotu, maydanoz, roka, taze nane, taze soğan (tümü çok ince kıyılmış)
1 domates (çok küçük doğranmış)
400 gr kadar yoğurt
3-4 kaşık mayonez
Tuz

Makarnayı haşlayıp süzüyoruz. Hazırladığımız tüm malzemeyi katıp karıştırıyoruz. Tuzunu ayarladıktan sonra başka bir kapta harmanladığımız yoğurt-mayonez karışımını da makarnaya ekleyip karıştırıyoruz. Taze nane yapraklarıyla süsleyip servis yapabilirsiniz.

KARNABAHAR SALATASI


Malzemeler:
1 top karnabahar
1 bardak yoğurt
2 kaşık mayonez
1 çay bardağı kıyılmış ceviz
Kıyılmış maydanoz, tuz

Karnabaharı haşlıyoruz ve küçük parçalara doğruyoruz. Diğer malzemeler de ilave edip harmanlıyoruz.

KAKAOLU ŞOKO

Malzemeler:
1,5 paket
eti kakaolu bisküvi
2 avuç kıyılmış ceviz
1 paket krem şanti
1 bardak süt
2 yemek kaşığı şeker
1 silme yemek kaşığı kakao

Sosu:
1,5 su bardağı su
1 yemek kaşığı mısır nişastası
5 çorba kaşığı şeker
2 yemek kaşığı kakao

Kakaolu bisküvileri 4-5 e bölüyoruz. Cevizi de ilave ediyoruz. Krem şantiyi süt, şeker, kakao ile çırpıyoruz. Bisküvi-ceviz karışımına ilave edip güzelce karıştırıyoruz. Borcama yayıp üzerini düzlüyoruz. 1 gece buzlukta bekletiyoruz.
Sosunu, tüm malzemeyi karıştırarak pişiriyoruz. Koyu kıvama gelince altını kapatıp soğuyana kadar karıştırıyoruz. Şokomuzu servis etmeden 20 dakika kadar önce buzluktan çıkarıyoruz. Aksi halde dilimlemek imkansız oluyor.
Dilimleyip üzerine kakaolu sostan döküp servis ediyoruz. Dilerseniz üzerine meyve de koyabilirsiniz. Gerçekten de çok basit ve enfes bir tarif. Bu tarif için de Aysun ablama teşekkürler..

12 Mart 2007

Kabakçiçeği Dolması

Haftasonum bol yemekli geçti. Cumartesi günü misafirlerim vardı ve oldukça bol tarifli de bir soframız. Soframız yarın huzurlarınızda olacak. Bugün ise kabakçiçeği dolmamız var menüde. Cuma günü Metro'ya alışverişe gittiğimde görünce almadan edemedim kabakçiçeklerini. Aslında ilk denememdi ama her dolma aynı şekilde yapılır, becerirsin Selen deyip koyuldum işe.

Kabakçiçeği bana hep çok sempatik gelmiştir. Faydalarını da araştırdım internetten ama bulamadım. Hakkında bilgi olarak verebileceğim ise Bodrum/Gümüşlük'ün yöresel yemeklerinden olduğu ve Midilli'de pirinç yerine peynirle de pişirildiğidir.

Şimdi gelelim benim tarifime. Öncelikle küçük boy bir soğanı küp küp doğrayıp hafifçe kavuruyorsunuz ve soğumasını bekliyorsunuz. Çiğden koymuyoruz çünkü kabakçiçeği yaprakları çok narin ve biber dolmaya göre çabuk pişiyor. E çiğden koyarsak da soğanlarımız iyi pişmemiş oluyor. Daha sonra soğana, kıyılmış maydanoz-dereotu, 1 domates rendesi ya da 2-3 kaşık domates suyu, , 1 havuç rendesi, tuz-karabiber ve 12 kabakçiçeği için 10 tatlı kaşığı pirinç ekliyoruz.


Çiçeklerimizi sudan geçirip süzdürüyoruz. Dikkatlice yapraklarını açarak içlerini dolduruyor ve bohça gibi kapatıyoruz. Ben açılmasınlar diye kürdanla da tutturdum. Tencereye dizdikten sonra üzerine zeytinyağı gezdirip, yarım limon suyu sıkıyoruz. Ve dolmaların yarısını geçmeyecek şekilde su koyup pişiriyoruz. Hepinize afiyet olsun..



11 Mart 2007

Magnum Fotoğraf Sergisi

Bugünkü etkinliğimiz İstanbul Modern'deki Magnum fotoğraf sergisini gezmekti. Gerçekten de Türkiye'yi anlatan çok başarılı çalışmalar var. 16 fotoğraf sanatçısının toplam 205 fotoğrafı yer alıyor.


İstanbul Modern’in tüm alt katını kapsayan ilk fotoğraf sergisi olma özelliğini de taşıyan “Magnum Fotoğrafları ile Türkiye” üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm 16 fotoğrafçının Türkiye ile ilgili fotoğraflarını içeriyor. Fakat bu bölümdeki fotoğraflar sadece Türkiye sınırları içinde çekilmiş değil. Magnum’un 60. yılına ayrılan ikinci bölümde, fotoğraf tarihinin kilometre taşı olmuş 65 fotoğrafın yanı sıra Magnum’un 71 özgün yayınına yer veriliyor. Üçüncü bölümde ise 16 LCD televizyondan "Magnum Fotoğrafları ile Türkiye" bölümünde yer alan fotoğrafçıların kariyerlerinin en önemli fotoğrafları izlenebiliyor.

Sergi 20 Mayıs’a kadar devam edecek. Sergide Robert Capa (1913-1954) , Erich Lessing (1923), Costa Manos (1934), Ara Güler (1928), Gilles Peress (1946), Leonard Freed (1929), Abbas (1944), Alex Webb (1952), Nikos Economopoulos (1953) Gueorgui Pinkhassov (1952), Bruno Barbey (1941), Jim Goldberg (1953), Antoine d’Agata (1961), Paolo Pellegrin (1964), Martin Parr (1952) ve Harry Gruyaert’ın (1941) fotoğrafları yer alıyor.

Sergiyi gezdikten sonra, İstanbul Modern'in kafesinde oturmayı ve terasında çıkıp fotoğraf çekmeyi de ihmal etmedik tabi ki. İstanbul Modern'i gidilecek mekanlar listenize eklemeyi unutmayın. Ve kafeden 180 derece İstanbul fotoğraf çalışması huzurlarınızda :) Boğaz köprüsünden İstanbul Modern'e yarım dünyalık dönüş.. Fotoğraftaki vapur ben bir sonraki kareyi çekene kadar ilerlemiş olduğundan kesilmiş gibi görünüyor :) idare edin artık..


Bir de fotoğrafa meraklıysanız, bu sergiye ilişkin aşağıdaki kitabı edinebilirsiniz.


Magnum Türkiye / Magnum Fotoğrafları ile Türkiye Kolektif/ İstanbul Modern Sanat Müzesi, Şubat 2007

13/03/2007
Sevgili Peçete'nin isteği üzerine biraz da izlenimlerimden bahsetmek ve daha detaylı bilgi vermek istiyorum. İstanbul Modern'e ilk defa gittim. Gerçekten de çok güzel bir iç tasarım yapmışlar. Tam bir modern çalışma olmuş. 11 Aralık 2004 yılında 4 Numaralı Gümrük Antreposu’nda hizmet hayatına başlamış İstanbul Modern. Modern ve çağdaş sanata hizmet vermek için yola çıkılmış.


Müzenin üst katında Modern Deneyimler adında bir resim sergisi, cafe ve dükkanı vardı. Açıkçası fotoğraf sergisine gidip de müzeye girer girmez resimlerle karşılaşınca biraz şaşırdık. Misafirleri yönlendirme konusunda biraz eksik kalmışlar. Sonra baktık ki alt kata inen, zincirlerle havada asılı duran, bir asma merdiven var. Dedik burası bizi hedefe götürür heralde..
Aşağıya indiğimizde ilk karşımıza çıkan avlu gibi mekanda duvarda LCD televizyonlarda sergide eserleri yer alan 16 fotoğrafçının kariyerlerindeki önemli çalışmaları gösteriliyor. Her LCD'nin karşısında bir puf mevcut, oturup rahatça slayt gösterisi şeklinde izleyebiliyorsunuz.
Bu avlu gibi alana bakan kütüphanede 4000 kitap ile 35 yerli ve yabancı dergi aboneliğine ulaşmanız mümkün. Kitapları tellerle tavana aynı hizaya gelecek şekilde asıp bir alçak tavan oluşturmuşlar ki benim çok hoşuma gitti.

Avludan ulaştığınız ilk bölümde fotoğrafçıların 1940tan günümüze Türkiye izlenimlerini yansıttıkları fotoğrafları vardı. Her fotoğrafçı ile ilgili bilgi mahiyetinde bir ön yazı ve ardından fotoğraflar geliyordu. Siyah-beyaz ve renkli çalışmalar, kimi Almanya'daki Türk işçileri, kimi Türkiye'ye göç ettiklerinde gümrükte yaşananları, kimi doğuyu kimi batıyı, kimi eski İstanbul'u, Beyoğlu'nu, kimi cinselliği, kimi masumiyeti yansıtıyordu fotoğrafların. Ama özellikle de insan temalı fotoğraflarda yüzlerdeli keder ya da sevinci gözlemlemek, geçmişi yansıtan fotoğraflarda da özellikle eski İstanbul'u görmek çok keyifliydi. Fotoğraflara bakarken dilerseniz multimedya hizmeti ile kulaklıktan da bilgi alabiliyorsunuz. Türklerin dışında da sergiyi gezen birçok yabancı olması beni ayrıca mutlu etti.

İkinci bölümde de ajansın tarihini de yansıtan metinlerle birlikte dünya fotoğraf tarihinin kilometre taşı olmuş fotoğrafları ve Magnum’un özgün yayınları yer alıyordu. Burada 1947 yılında kurulan ajansın yayınlarından Philip Halsman "Jump" (Sıçrama), Henri Cartier-Bresson The Decisive Moment (Karar Anı) ve Les Européens (Avrupalılar), Ian Berry Living Apart (Ayrı Yaşamak) ve The English (İngilizler), René Burri Die Deutschen (Almanlar), Dennis Stock Jazz Street (Caz Sokağı), Bruno Barbey Les Italiens (İtalyanlar), Sergio Larrain Valparaiso, Paul Fusco RFK – Funeral Train (RFK – Cenaze Treni), Leonard Freed Black in White America (Beyaz Amerika’da Siyahlar), Bruce Davidson, East 100th Street (Doğu 100. Cadde) Philip Jones Griffiths Vietnam Inc. (Vietnam A.Ş.,) Costa Manos A Greek Portfolio (Yunan Portfolyosu), Josef Koudelka Gypsies (Çingeneler), Herbert List Portraits (Portreler), Gilles Peress Télex Iran (İran Teleksi), Leonard Freed Police Work (Polis İşi), Raymond Depardon Pages de Libé (Libération’dan sayfalar), Bruno Barbey Pologne (Polonya), Bruce Davidson Subway (Metro), Alex Webb, Hot Light/Half Made Worlds (Sıcak Işık/Yarım Dünyalar), In Our Time: the World as Seen by Magnum Photographers (Çağımızda: Magnum Fotoğrafçılarının Gözüyle Dünya), Eli Reed Black in America (Amerika’daki Siyahlar), Martin Parr "Common Sense" (Sağduyu), James Nachtwey Inferno, New York September 11 by Magnum Photographers (Magnum Fotoğrafçılarının Gözünden New York 11 Eylül) gibi kitaplara yer verilmişti.

İstanbul Modern ana sayfadan "süreli sergi: Magnum fotoğrafları ile Türkiye"ye tıklayıp detaylı bilgi kısmına girdiğinizde en alttaki linke tıklayarak fotoğraflara da ulaşabilirsiniz.
Sevgiler